Baba Figürü Olmaması, Erken Yaşa Giren Çocuklarda Görülüyor: Yeni Araştırma, Aile Ortamının Biyolojik Gelişime Etkisini

Evden uzakta büyüyen çocukların, akranlarına göre daha erken yaşa girdiği ortaya konuldu. Indiana Üniversitesi Bloomington’daki araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışma, babanın yokluğunun zamanlamasının, kız ve erkek çocuklarda belirli gelişim aşamalarıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Bu bulgular, erken dönemdeki aile ortamının biyolojik gelişimi nasıl etkileyebileceğine dair yeni bilgiler sunuyor.

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş karmaşık bir süreçtir. Veriler, çocukların önceki nesillere göre daha genç yaşlarda ergenlik belirtileri göstermeye başladığını gösteriyor. Erken yaşa girmek, depresyon, riskli davranışlar ve kalp hastalığı gibi uzun vadeli sağlık sorunları riskini artırıyor.

Vücut kitle indeksi ve genetik faktörler bu durumdaki önemli etkenler olsa da, tüm açıklamayı sağlamıyor. Aile ortamının da fiziksel olgunlaşma üzerinde rol oynadığı görülüyor. Evrimsel teorilere göre, erken yaşam stresleri vücudu, potansiyel olarak daha zorlu koşullara uyum sağlamak için üreme gelişimini hızlandırması yönünde tetikleyebilir.

Aile ortamının önemli bir unsuru baba figürüdür. Önceki araştırmalar, baba yokluğunun kız çocuklarında erken yaşa girmeye yatkınlık yarattığını gösteriyordu. Ancak çoğu çalışma, tek bir ergenlik belirtisi olan ilk adet dönemine odaklanıyordu. Bu çalışmalarda, babanın hayatındaki değişimler takip edilmiyor ve genellikle erkek çocuklar dahil edilmiyordu.

Taylor M. Drazan ve Natasha Chaku tarafından yürütülen yeni araştırmada, bu eksikliklere odaklanıldı. “Ergenliğin farklı kültürlerde ve nesillerde daha erken başladığını biliyoruz” diyen Chaku, “Baba yokluğu, erken yaşa girmeye yol açan en önemli faktörlerden biri. Ancak çoğu çalışma, baba yokluğunu basit bir durum olarak ele alıyor ve bu durumun ailelerin gerçek deneyimlerini tam olarak yansıtmadığını düşünüyoruz.”

Çalışmanın amacı, babanın evdeki varlığının farklı koşullarını anlamaktı. “Erken yaşamdaki baba yokluğunun zamanlaması, istikrarı ve tutarlılığı gibi faktörlerin gelişimi nasıl etkilediğini merak ettik” diyen Chaku, “Ayrıca, daha önce yeterince araştırılmayan erkek çocukları da çalışmamıza dahil etmek istedik.”

Araştırmacılar, 4898 çocuktan oluşan geniş bir veri setini analiz etti. Bu çocukların 2341’i kızdı ve çalışma, ABD’nin 20 farklı şehrinden aileleri kapsıyordu. Annelere, çocuğun doğumundan sonraki yıllarda (1, 3, 5 ve 9 yaşlarında) babanın evde olup olmadığı soruldu.

Bu bilgilere dayanarak, araştırmacılar baba yokluğunun dört farklı modelini belirledi. Ailelerin %38.9’unda baba sürekli olarak evdeydi, %39.3’ünde ise baba hiç evde değildi. Yaklaşık %15.6’sında baba ilk yıllarda evdeyken daha sonra ayrıldı ve %6.2’sinde ise baba ilk yıllarda yoktu ancak daha sonra aileye geri döndü.

Çocukların 9 yaşlarındaki fiziksel gelişimi değerlendirildi. Kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ise yüz tüylenmesi takip edildi. Her iki cinsiyette de kasık ve koltuk altı kıllanması ölçüldü.

Araştırmacılar, verileri analiz ederken, çocukların yetiştirildiği aile yapısı, annenin varlığı, yeni bir partnerle yaşama durumu, annenin yaşı ve çocuğun ırkı gibi faktörleri de göz önünde bulundurdu.

Çalışmanın sonuçlarına göre, babası sürekli olarak evde olmayan kız çocuklarının %52.5’i erken yaşa girerken, bu oran babası olanlarda %66.2 idi. Babası ilk yıllarda evde olup daha sonra ayrılanlarda ise bu oran %66.5 olarak tespit edildi.

Erkeklerde de benzer bir durum gözlemlendi. Sürekli babası olmayan erkeklerin sadece %0.1’inde yüz tüylenmesi görülürken, bu oran sürekli babası olanlarda %4.1 idi. Babası ilk yıllarda evde olup daha sonra ayrılanlarda ise bu oran %5.2 olarak tespit edildi.

“En ilginç bulgulardan biri, kızlar ve erkekler arasındaki benzerlikti” diyen Chaku, “Önceki araştırmalar genellikle sadece kızlara odaklanmıştı. Erkeklerde de benzer sonuçlar elde etmek, aile ortamının erkeklerin gelişimini daha fazla etkileyebileceğini gösteriyor.”

Çalışma, babanın yokluğunun kasık ve koltuk altı kıllanması üzerindeki etkilerinin farklı olduğunu gösterdi. Bu durumun nedeni, bu bölgelerdeki kıllanmanın farklı bir hormonal süreçle kontrol edilmesi olabilir.

Araştırmacılar, çocukların kendilerini akranlarıyla karşılaştırmalarını da değerlendirdi. 9 yaşlarında yapılan karşılaştırmalarda anlamlı farklar bulunmazken, 15 yaşında yapılan anketlerde bazı küçük farklılıklar tespit edildi. Bu sonuçların yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiği belirtildi.

Çalışma, babanın depresyonu, ailedeki maddi zorluklar veya çocuğun 5 yaşındaki vücut kitle indeksi gibi faktörlerin erken yaşa girmeye neden olup olmadığını anlamak için bir analiz yapıldı. Ancak bu faktörlerin sonuçları etkilemediği belirlendi.

“Babanın depresyonu, ailedeki maddi zorluklar ve çocukların vücut kitle indekslerinin de sonuçları etkilemediğini görmek şaşırtıcıydı” diyen Chaku, “Bu faktörlerin hepsinin erken yaşam deneyimlerinin gelişim üzerindeki etkileri olabilir. Ancak bu çalışmada bunların bir etkisi olmadığı için, hala öğrenmemiz gereken çok şey var.”

Çalışma, babanın evde olmaması durumunda bile babanın çocuğun hayatındaki rolünün devam edebileceğini vurguladı. Ayrıca, sonuçların sadece belirli sosyoekonomik koşullara sahip aileleri kapsadığı ve diğer gruplar için geçerli olmayabileceği belirtildi.

Gelecekteki araştırmalar, hormon seviyeleri ve genetik faktörler gibi daha detaylı biyolojik mekanizmaların incelenmesini hedefliyor. Ayrıca, babanın çocuğun hayatındaki rolünün niceliksel olarak değerlendirilmesi ve aile yapısının farklı yönlerinin araştırılması planlanıyor.

“Bu çalışma, her ailenin benzersiz olduğunu ve sadece aile yapısının bir çocuğun nasıl büyüyeceğini belirlemediğini göstermektedir” diyen Chaku, “Aileler çok çeşitli olabilir ve bu durumların zaman içinde nasıl değiştiği önemlidir.”

Timing matters: a prospective investigation of father absence and pubertal timing in girls and boys

Google Tercih Edilen Kaynak
Google’da bizi favori kaynaklarınıza ekleyin
Son dakika gelişmelerini ve yeni haberleri Google Keşfet’te anında görün

Google’da Takip Et