Yeni bir araştırmaya göre, insanlar yapay zeka destekli iletişim araçlarını kullanırken kendileriyle başkaları arasında farklı beklentiler taşıyor. Araştırma, bu araçların açıkça kullanıldığında gizli kullanıma göre daha olumlu algılandığını da ortaya koydu.
Yapay zeka destekli iletişim, mesajın bir kısmını değiştiren veya oluşturan teknolojileri kapsar. Bunlar arasında yazım asistanları, ses kalitesini iyileştiren araçlar ve kişinin görünümünü veya yüz ifadelerini değiştiren video yazılımları yer alır. Bu teknolojiler iletişimi daha hızlı veya daha kusursuz hale getirebilirken, mesajın gerçek olup olmadığına dair soruları da gündeme getirebilir.
Araştırmacılar, insanların bu araçlarla ilgili hangi sosyal kuralları uyguladığını anlamakla ilgileniyordu. İnsanlar genellikle davranışların kabul edilebilirliği hakkında fikir sahibi olurlar ve başkalarının ne yapma olasılığı olduğuna dair inançlara sahiptirler, ancak bu iki yargı her zaman örtüşmez.
Université Paris Cité’den Zoe A. Purcell liderliğindeki ekip, iki çevrimiçi çalışma gerçekleştirdi. İlk çalışmaya 477 yetişkin (ortalama yaş 48,48; 200 erkek, 266 kadın ve 11 diğer cinsiyet) katıldı. İkinci çalışma ise 765 ABD’li yetişkini (ortalama yaş 45,47; 379 erkek, 375 kadın ve 11 diğer cinsiyet) kapsadı.
Katılımcılar, metin, ses ve video örneklerini inceledi. İlk çalışmada, katılımcılar açık ve gizli yapay zeka kullanımını beş puanlık bir ölçekte değerlendirdi. Ayrıca, kendilerinin ve başkalarının bu teknolojiyi kullanma olasılığı hakkında da tahminlerde bulundular. İkinci çalışma, önceden belirlenmiş bir tasarımla yürütüldü ve katılımcılar ayrı koşullara yerleştirilerek kabul edilebilirlik ve kullanım olasılığı sıfırdan yüz arasında değişen bir ölçekte değerlendirildi.
İlk çalışmada, katılımcılar açık yapay zeka kullanımını gizli kullanıma göre daha kabul edilebilir buldu. Ortalama puanlar sırasıyla 3,41 ve 2,72 idi. Ayrıca, başkalarının kendilerine kıyasla yapay zeka iletişim araçlarını daha sık kullanacağını tahmin ettiler. Başkaları için ortalama kullanım olasılığı 3,73 iken, katılımcılar kendileri için bu oran 2,80 olarak belirtti.
İkinci çalışma daha karmaşık sonuçlar ortaya çıkardı. Açık ve gizli versiyonlar yan yana gösterilmediğinde, kabul edilebilirlik farkı küçük ve istatistiksel olarak anlamlı değildi. Açık kullanım ortalama 56,87 puan alırken, gizli kullanım 53,62 puan aldı. Şeffaflik, aynı zamanda kendilerinin ve başkalarının kullanımı hakkındaki beklentileri de değiştirmedi. Ancak, “başkaları” ile “ben” arasındaki fark güçlü kaldı: katılımcılar, başkalarının bu araçları kullanma olasılığını 71,41 olarak tahmin ederken, kendi kullanım olasılıklarını 40,44 olarak belirttiler.
Katılımcılar ayrıca, diğer insanları değerlendirirken kendilerini değerlendirdikten sonra yapay zeka kullanımının biraz daha kabul edilebilir olduğunu düşündüler. Kabul edilebilirlik, insanların kendi kullanımlarını değerlendirdiklerinde başkalarınınkiyle karşılaştırıldığında, beklenen davranışla daha yakından ilişkiliydi.
Ek olarak, yapay zekayla ilgili daha fazla bilgiye sahip olanların, kabul edilebilirliği ve kullanım beklentisi daha yüksek olduğu görüldü. Aksine, yapay zeka iletişiminin bilgi kaybına neden olduğuna veya kullanıcının karakteri hakkında olumsuz bir şey ortaya çıkardığına inananlar, onu daha az olumlu değerlendirdi. Bu sonuçlar, bu araçların daha yaygın hale geldikçe ve insanların onlara daha alışkın hale geldikçe, yapay zeka destekli iletişimle ilgili endişelerin azalabileceğini gösteriyor.
Purcell ve meslektaşları bulgularını şu şekilde özetledi: “Kendileri ile başkaları arasındaki farklar, insanların yapay zeka destekli iletişim hakkındaki tutumlarını ve beklentilerini anlamak için merkezi bir faktördür.”
Çalışmanın bazı sınırlamaları da belirtilmelidir. Örneğin, “başkaları” terimi kasıtlı olarak geneldi ve katılımcıların arkadaşlarını, iş arkadaşları, tanımadıkları kişileri veya aile üyelerini düşünip düşünmediği belirtilmemişti. Ayrıca, veriler birçok mevcut yapay zeka iletişim aracının yaygın olarak kullanılmaya başlamadan önce 2021 ve 2022’de toplanmıştır.
Çalışma, “People have different expectations for their own versus others’ use of AI-mediated communication tools”, Zoe A. Purcell, Mengchen Dong, Anne-Marie Nussberger, Nils Köbis ve Maurice Jakesch tarafından yazılmıştır.