Anksiyete bozuklukları olan bireylerde yapılan bir çalışmada, escitalopram adlı ilacın 2-3 hafta boyunca kullanılması, beyindeki duyguyu işleyen ve korkuyla ilgili bölge olan amigdala ile kognitif süreçleri düzenleyen dorsomedial korteks arasındaki bağlantıyı değiştirdiği bulundu. Ancak bu değişiklik, beklenen yönde olmadı. Bu çalışma, Journal of Affective Disorders dergisinde yayınlandı.
Anksiyete bozuklukları, kontrol edilmesi zor ve günlük yaşamı etkileyen aşırı korku, endişe veya gerginlik ile karakterize zihinsel sağlık durumlarıdır. Bu bozukluklar arasında genel anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu ve çeşitli fobiler bulunur. Anksiyete normal bir tepki olsa da, bu durumlarda orantısız, sürekli veya objektif olarak tehlikeli olmayan durumlarda tetiklenir.
Tedavi genellikle psikoterapi, ilaç veya her ikisinin kombinasyonunu içerir. Uzun süreli tedavi için en sık kullanılan ilaçlar, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’ler) ve serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleridir (SNRI’ler). Bu ilaçlar, beyindeki bir kimyasal habercisi olan serotoninin veya serotonin ve norepinefrinin miktarını artırarak, korku, ruh hali ve stres düzenlemesi ile ilgili sinir sistemlerini kademeli olarak değiştirir.
Çalışmanın yazarı Paulina B. Lukow ve meslektaşları, beyindeki amigdala bölgesinin dorsomedial korteks ile olan bağlantısının, anksiyete semptomlarının oluşumunda önemli bir rol oynadığını belirtiyorlar. Daha önceki bir çalışmada, korkutucu yüzlere bakıldığında (ve bilişsel olarak işlendiğinde), bu iki bölge arasındaki bağlantının anksiyete bozukluğu olan bireylerde arttığı bulunmuş, ancak mutlu yüzler söz konusu olduğunda böyle bir artış görülmemiştir.
Çalışma yazarları, serotoninin hastalar üzerindeki etkinin artmasıyla, bu iki bölge arasındaki bağlantının azalacağını varsaymışlardı. Yani, SSRI tedavisi sonrasında bu iki bölgenin bağlantısının azalacağını öngörmüşlerdi. Bu beklenti doğrultusunda bir deney yapılmıştır.
Çalışmaya katılanlar arasında 45 anksiyete bozukluğu olan birey ve 96 sağlıklı kontrol grubu olmak üzere toplamda 141 kişi yer almıştır. Her iki gruptaki katılımcılar da rastgele olarak iki alt gruba ayrılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması tüm gruplarda 23 ile 28 arasında değişmektedir ve katılımcıların yaşları 18 ile 50 arasındadır.
Anksiyete bozukluğu olan bir grup, her gün bir adet 10mg escitalopram tabletini yemeklerle birlikte veya yemeden alırken, diğer grup ise aynı görünüme sahip ancak aktif madde içermeyen bir plasebo tableti almıştır. Sağlıklı kontrol grubundaki katılımcılar da benzer şekilde iki alt gruba ayrılmıştır. Katılımcılara, aldıkları ilacın escitalopram mı yoksa plasebo mu olduğunu söylememişlerdir. Escitalopram, depresyon ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir SSRI ilaçtır.
![[Adobe Stock]](https://asaglik.com/wp-content/uploads/2026/08/media_2d6458c9d54e-22.jpg)
Tedavinin başlangıcında ve sonunda, katılımcıların beyin aktivitelerini ölçmek için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) taraması yapılmıştır. Bu tarama sırasında, katılımcılar farklı yüz ifadelerine sahip resimleri görmüşlerdir: mutlu, korkutucu ve nötr yüzler. Katılımcılardan, ekranda gördükleri yüzlerin cinsiyetini bir düğmeye basarak belirtmeleri istenmiştir. Bu görevin amacı, katılımcıların beyin aktiviteleri kaydedilirken yüzlere dikkat etmelerini ve bunları bilişsel olarak işlemesini sağlamaktır.
Beklenmedik şekilde, sonuçlar escitalopram kullanan hastalarda anksiyete semptomlarının iyileşmediğini göstermiştir. Hatta, hem escitalopram kullanan hem de plasebo kullanan gruplardaki katılımcılarda depresyon belirtileri daha yüksek bulunmuştur.
Çalışma yazarlarının beklentisiyle uyumlu olarak, escitalopram tedavisi sonrasında anksiyete bozukluğu olan hastalarda beyindeki amigdala bölgesinin dorsomedial korteks ile olan bağlantısında değişiklikler gözlemlenmiştir. Ancak bu değişiklik, beklenen yönde olmamıştır; yani bağlantı azalmak yerine artmıştır.
“Bu bulgular, SSRI’lerin amigdala-dorsomedial korteks bağlantısını azaltacağı basit hipotezimizin yanlış olduğunu göstermektedir ve bu bağlantının başlangıç haftalarında ilaç kullanımıyla aslında artabileceği düşünülmektedir,” diye belirtilmiştir.
Bu çalışma, anksiyete bozukluklarının sinirsel temellerinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Ancak, çalışma yazarları, katılımcıların toplumdan seçildiği ve bu durumun, zihinsel sağlık hizmetleri almayan bireylerden farklı bir semptom profiline sahip olabileceğini belirtmektedirler.
Çalışma, “Brain activation and connectivity after 2–3 weeks of escitalopram administration in anxiety disorders: A randomised trial,” başlığıyla bağlantı yayınlanmıştır.