Tek Bir Dozla Tedavi Başarısı: Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tedavisinde Yeni Yöntem

Yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde, tek bir dozu kullanarak hastaların tedaviye nasıl yanıt vereceğini tahmin etmek mümkün olabilir. Araştırmacılar, erken dönemde belirli semptomlardaki değişikliklerin, yetişkin DEHB’li hastalarda iki ay sonraki ilaç başarısını doğru bir şekilde öngördüğünü tespit ettiler. Bu çalışma, Translational Psychiatry dergisinde yayınlandı.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi belirtileri içeren bir nörogelişimsel durumdur. Methylphenidate gibi uyarıcı ilaçlar, bu durumun temel farmakolojik tedavisidir. Bu ilaçlar, beyindeki dopamin ve noradrenalin seviyelerini artırarak dikkat ve davranışları düzenlemeye yardımcı olur. Bu mekanizma, sinir devrelerindeki arka plan gürültüsünü azaltarak hastaların odaklanmasını ve dürtüsel davranışlarını kontrol etmelerini kolaylaştırır.

Uyarıcı ilaçlar, geniş hasta gruplarında semptomları azaltırken, bireysel hasta yanıtlarında önemli farklılıklar görülmektedir. Mevcut klinik uygulamalarda, doktorlar genellikle deneme yanılma yoluyla ilaç reçete etmektedirler. Hastalar, ilacın etkisini görmek ve olası yan etkileri değerlendirmek için haftalar veya aylar süren bir tedavi sürecine girmektedirler. İlaç işe yaramazsa, hastaların yavaşça ilacı bırakmaları ve başka bir seçenek denemeleri gerekir. Bu süreç, hastaların günlük yaşamlarındaki akademik, profesyonel ve kişisel zorlukları uzatabilir.

Bu uzun bekleme süresini kısaltmak için, araştırmacılar hastaların tedaviye yanıtını daha erken dönemde tahmin etmenin yollarını aramaktadırlar. Önceki çalışmalar, tek bir ilaç dozunun ardından beyin aktivitesinin ölçülmesinin, uzun vadeli etkinliği gösterebileceğini göstermiştir.

Valeria Parlatini liderliğindeki araştırma ekibi, daha basit ve erişilebilir klinik testlerin de tedavi başarısını tahmin edip etmeyeceğini araştırmayı amaçladı. Çalışma kapsamında, standart semptom anketleri ve bilgisayar tabanlı davranışsal değerlendirmelerin, uzun vadeli tedavi sonuçlarını öngörebilip gelemeyeceği incelendi.

Çalışmaya, DEHB tanısı konmuş 60 yetişkin erkek dahil edildi. Çalışmanın başında, her katılımcı iki farklı test seansına katıldı. Birinci seansta, 20 miligramlık methylphenidate dozu verildi. İkinci seansta ise, plasebo (etkisiz) kapsül verildi. Katılımcılar, hangi ilacı aldıklarını bilmedikleri için beklentilerinin performanslarını etkilemesini engellemek amaçlandı.

Her iki seansta da, araştırmacılar katılımcılara bir saat sonra, ilacın kan dolaşımına girmesi için yeterli zaman tanındıktan sonra iki farklı araçla değerlendirme yapıldı. İlk olarak, inatçılık ve hiperaktiviteyi ölçen Barkley Adult ADHD Rating Scale adlı bir anket uygulandı. İkinci olarak, bilgisayar tabanlı Quantitative behavior test kullanılarak objektif olarak aktivite, dürtüsellik ve dikkatsizlik skorları elde edildi.

İlk testlerden sonra, katılımcılar günlük olarak long-acting methylphenidate tedavisine başladı. İki ay sonra, aynı anket ve bilgisayar testi tekrar uygulanarak, tek doz uygulanan ilacın ardından kaydedilen davranış değişikliklerinin, iki aylık tedavi süresindeki iyileşmelerle örtüşüp örtüşmediği değerlendirildi.

İlk olarak, tek doz uygulanan ilacın ardından elde edilen bireysel skorlar, uzun vadeli sonuçlarla karşılaştırıldı. Anket aşamasında 45 katılımcı yer aldı. Veriler, hiperaktivite ve dürtüsellik alanlarında erken dönemde kaydedilen azalmanın, iki ay sonraki iyileşmelerle ilişkili olduğunu gösterdi.

Ancak, anket yoluyla bildirilen dikkatsizlikteki değişikliklerin, uzun vadeli dikkat iyileşmelerini tutarlı bir şekilde öngörmediği tespit edildi. Bu durum, bazı semptom alanlarının hastalar tarafından kısa sürede değerlendirilmesinin zor olabileceğini gösterdi.

Bunun aksine, bilgisayar tabanlı davranış testindeki tüm üç ana skorun erken dönemdeki değişiklikleri, uzun vadeli iyileşmelerle uyumlu bulundu. Tek doz uygulanan ilacın ardından daha iyi objektif odaklanma ve daha az hareketlilik gösteren katılımcıların, iki ay sonra aynı faydaları görme olasılığı yüksekti.

Daha sonra, Lasso regression adı verilen bir makine öğrenimi tekniği kullanılarak tahmin modelleri oluşturuldu. Bu algoritma, büyük bir veri kümesinden en güçlü öngörücü değişkenleri otomatik olarak seçerek, modelin aşırı karmaşık hale gelmesini önleyen daha zayıf faktörleri göz ardı eder. Bu analizde, tek doz test sonuçları ile yaş, eğitim süresi ve başlangıç semptom şiddeti gibi temel demografik ve klinik özellikler birleştirildi.

Bu birleşik modeller, çoğu test edilen ölçü için hastaların iki aylık tedavi sonuçlarını doğru bir şekilde öngörmeyi başardı. Modeller, toplam semptom iyileşmesi, hiperaktivite değişiklikleri ve bilgisayarla takip edilen dürtüsellik ve dikkatsizlikteki değişimler gibi faktörleri doğru bir şekilde tahmin etti. Araştırmacılar, tek doz yanıt verilerinin yanı sıra yaş ve zeka gibi temel özelliklerin de dahil edilmesinin, öngörü doğruluğunu artırdığını belirtti.

İkinci analizde, farklı zeka türlerinin tedavi sonuçlarıyla ilişkisi incelendi. Görsel-uzamsal problem çözme becerilerinin, dikkat alanındaki uzun vadeli iyileşmelerle ilişkili olduğu bulundu. Sözlü zeka puanlarının ise, hiperaktivite ve dürtüsellikteki uzun vadeli azalma ile ilişkili olduğu tespit edildi. Ayrıca, daha yaşlı katılımcıların dürtüsellik konusunda daha iyi iyileşme gösterdiği, daha genç katılımcıların ise dikkat alanında daha fazla kazanım elde ettiği bulundu.

Çalışmada belirli bir demografik grup değerlendirildiğinden, sonuçların genel popülasyona nasıl uygulanacağı önemlidir. Araştırmacılar, potansiyel biyolojik değişkenleri sınırlamak için yalnızca erkek katılımcıları dahil etti. Bu nedenle, bulguların kadınlar ve diğer cinsiyetlerdeki kişilerde de geçerli olup olmadığını doğrulamak için ek araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, katılımcıların başka ruhsal veya gelişimsel durumlarının olmaması da önemlidir. DEHB’li kişilerin genellikle başka tanıları da olabilir ve bu durum ilaçlara yanıtlarını etkileyebilir. Bu nedenle, bulguların daha çeşitli bir hasta grubunda test edilmesi gerekmektedir.

Modellerin ayrıca tamamen farklı hasta gruplarında da test edilmesi gerekmektedir. Makine öğrenimi algoritmaları, eğitildikleri veriler üzerinde iyi performans gösterse de, öngörü araçlarının genellikle orijinal örnekteki özelliklerin sadece bir yansıması olmadığından emin olmak için harici olarak doğrulanması gerekir.

Tek dozlu tahmin yaklaşımı hala test aşamasındadır ve mevcut klinik izlemenin yerini almamaktadır. Gelecekte, araştırmacılar daha doğru öngörü profilleri oluşturmak için kalp atış hızı değişkenliği gibi fizyolojik ölçümleri de dahil etmeyi planlamaktadır. Objektif bilgisayar testleri, anketler ve biyolojik belirteçlerin birleştirilmesi, doktorların hastaların ihtiyaçlarına göre ilaçları kişiselleştirmelerine yardımcı olabilir.

Çalışma, “ Clinical response to a single-dose methylphenidate challenge is indicative of treatment response at two months in adults with ADHD ,” tarafından yazılmıştır ve Valeria Parlatini, Joaquim Radua, Hannah Thomas, Miguel Garcia-Argibay, Alessio Bellato, Samuele Cortese ve Declan Murphy tarafından imzalanmıştır.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et