
Doktorlar, madde bağımlılığı tedavisi gören hastalara giderek daha fazla nöropatik ağrı ilacı gabapentini reçete ediyor. Ancak araştırmacılar, bu uygulamanın etkinliğini destekleyecek yeterli kanıt olmadığını belirtiyor. Aynı zamanda, reçetesiz kullanılan gabapentin miktarı, reçeteyle kullanılanların neredeyse iki katı olsa da, bu durum yavaşça azalıyor. Bu eğilimler, yakın tarihli bir araştırmada detaylı olarak incelendi.
Gabapentin, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi tarafından başlangıçta kısmi nöbetler ve belirli türdeki sinir ağrıları için onaylanmıştır. Ancak klinik uygulamalarda, doktorlar sıklıkla ilacın “etiket dışı” kullanımını yapıyor; yani, onaylı kullanımları dışında durumlar için reçete ediyor. Madde bağımlılığı tedavisi gören hastalar için, doktorlar genellikle gabapentini ağrı kesici olarak veya yoksunluk belirtilerini hafifletmek amacıyla öneriyor. Ayrıca, anksiyete, uyku sorunları ve kronik ağrı gibi eşlik eden rahatsızlıkların tedavisinde de reçete ediliyor.
Geleneksel olarak, birçok doktor gabapentini, öfori yaratma potansiyeli yüksek opioidler veya benzodiazepinler gibi ilaçlara göre daha güvenli bir alternatif olarak görüyor. Ancak, madde bağımlılığı tedavisinde gabapentin’in etkinliğini değerlendiren tıbbi literatür hala sınırlı. Geçmiş araştırmaların gözden geçirilmesi, ilacın ağır içki tüketimini azaltma veya opioid yoksunluk belirtilerini hafifletme konusunda karışık sonuçlar gösteriyor. Ayrıca, kokain veya metamfetamin bağımlılığı tedavisi için herhangi bir fayda göstermediği bulunmuştur.
Bu sınırlı kanıt rağmen, gabapentin reçeteleme oranları son yirmi yılda istikrarlı bir şekilde artmıştır. Aynı zamanda, kamu sağlığı izleme sistemleri, reçetesiz kullanılan ilacın kullanımındaki artışı da takip etmektedir. Reçetesiz gabapentin kullanan hastalar genellikle ağrı, uyku sorunları veya yoksunluk belirtileri için kendilerini tedavi etmek amacıyla kullanıyor. Bazıları ise öfori yaratması veya diğer maddelerin etkilerini artırması için kullanıyor.
Washington Üniversitesi’nden psikiyatri araştırmacısı Matthew S. Ellis liderliğindeki bir araştırma ekibi, bu iki eğilimi incelemek için bir çalışma yürüttü. Araştırmacılar, madde bağımlılığı tedavi merkezlerinde gabapentin kullanımının ne sıklıkta reçeteyle ve reçetesiz kullanıldığını belirlemek istedi. Ayrıca, gabapentin kullanımıyla ilişkili demografik özellikler, tıbbi teşhisler ve diğer madde kullanım kalıplarını anlamak istediler. Penn Whitley ve Millennium Health laboratuvarından Steven D. Passik de bu çalışmanın ortak yazarlarıdır.
Bu eğilimleri izlemek için, araştırmacılar sekiz yıllık bir dönemde toplanan hasta verilerinin geriye dönük analizini içeren bir çalışma tasarladılar. 2016’nın başından 2023’ün Ekim ayına kadar olan dönemde, Amerika Birleşik Devletleri’nin tüm 50 eyaletindeki 2.053 madde bağımlılığı tedavi merkezinden elde edilen 206.161 idrar örneği analiz edildi. Araştırmacılar, her hasta için en erken örnekleme tarihi baz alınarak bir test seçtiler.
Laboratuvar, sıvı kromatografi-tandem kütle spektrometrisi adı verilen bir teknik kullanarak idrar örneklerini analiz etti. Bu işlem, bir örneğin içindeki ayrı kimyasal bileşenleri ayırır ve belirli ilaçları tanımlamak için bunların kütlesini ölçer. Araştırmacılar, gabapentin’in yanı sıra kokain, metamfetamin, fentanil, eroin ve alkol dahil olmak üzere çeşitli reçeteli ve yasa dışı ilaçların varlığını araştırdılar. Hastaların reçete listelerini kliniklerden alınan bilgilere göre kontrol ederek, hastanın geçerli bir gabapentin reçetesine sahip olup olmadığını belirlediler.
Veri toplandıktan sonra, araştırmacılar istatistiksel modeller kullanarak gabapentin kullanımı ile çeşitli hasta özellikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirdiler. Modellerde yaş, cinsiyet, sigorta türü ve klinik konumu gibi faktörler dikkate alındı. Ayrıca, alkol, opioid veya sedatif madde kullanım bozuklukları gibi spesifik tıbbi teşhisler ile anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik durumlar da modele dahil edildi.
Analiz sonucunda, örneklemin %5,9’unun geçerli bir gabapentin reçetesine sahip olduğu tespit edildi. Çalışma dönemi boyunca reçeteleme oranları neredeyse ikiye katlanarak 2016’da %3,9 iken 2023’te %7,6’ya yükseldi. Reçeteleme oranları tüm madde kullanım bozuklukları kategorilerinde arttı. Sedatif madde kullanım bozukluğu olan hastalar, çalışma dönemi sonunda en yüksek reçeteleme oranlarına sahip oldu.
Belirli demografik grupların gabapentin reçetesi alma olasılığı daha yüksekti. 55 yaş ve üzeri hastaların, genç yetişkinlere kıyasla ilacı reçete alma olasılığı daha yüksekti. Erkekler yerine kadınların reçete alma olasılığı daha yüksekti. Ayrıca, anksiyete, depresyon, uyku sorunları ve ağrı gibi tıbbi durumlar da gabapentin reçetesi alınmasıyla güçlü bir ilişki gösterdi.
Veriler, reçetesiz kullanılan ilacın kullanımındaki eğilimleri de ortaya koydu. Araştırmacılar, örneklemin %11,3’ünün geçerli bir doktor reçetesi olmadan gabapentin kullandığını tespit ettiler. Bu oran, resmi olarak reçete edilen ilaç kullanan hastaların neredeyse iki katıydı. Reçeteleme eğilimindeki artışın aksine, reçetesiz kullanım oranı zamanla istikrarlı bir şekilde azaldı ve 2016’da %15,2 iken 2023’te %9,9’a düştü.
Reçetesiz gabapentin kullanımı, reçeteyle kullanılanlarla benzer demografik özellikler gösterdi; yaşlı yetişkinlerde ve Medicare veya özel sigortaya sahip hastalarda daha sık görüldü. Opioid veya sedatif madde kullanım bozukluğu olan hastaların, reçetesiz gabapentin kullanma olasılığı daha yüksekti. Ayrıca, anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik durumları olan hastaların da reçetesiz kullanımı daha olasıydı.
Araştırmacılar, reçetesiz gabapentin kullanımı ile hastanın sisteminde diğer ilaçların bulunması arasında güçlü bir ilişki tespit ettiler. Reçeteyle kullanılanlara kıyasla, reçetesiz kullanan hastalarda tüm analiz edilen ilaç sınıfları için daha yüksek tespit oranları bulundu. Her iki grupta da en sık tespit edilen madde, cannabis’ti. Reçetesiz gabapentin kullanan hastalarda, fentanil tespit oranları çalışma dönemi boyunca %12’den %29’a yükseldi.
Çalışmanın tasarımı, tek bir ulusal laboratuvara gönderilen idrar testlerine dayanmaktadır; bu da madde bağımlılığı tedavisinde bulunan tüm hasta popülasyonunu temsil etmeyebilir. Reçete verilerinin doğruluğu tamamen kliniklerin sağladığı ilaç listelerine bağlıdır. Bir doktorun hastanın gabapentin reçetesini test talep formunda belirtmemesi durumunda, yetkili ilaç kullanımının yanlışlıkla reçetesiz kullanım olarak sınıflandırılmasına yol açabilir.
Bu çalışma, reçetesiz kullanımı nonmedical kullanımın bir göstergesi olarak kullanmaktadır; ancak bu, sorunun gerçek kapsamını tam olarak yansıtmayabilir. Geçerli bir reçeteye sahip olan hastalar bile, doktorlarının önerdiği dozlarda veya sıklıklarda ilaç almayarak nonmedical kullanımda bulunabilirler. İdrar testi tek başına, bir hastanın doktorunun talimatlarına uyup uymadığını ayırt edemez. Ayrıca, hastalar gabapentin’i bilinçsizce tüketebilirlerse, bu durum idrar testleriyle tespit edilemez.
Gelecek araştırmaların, madde bağımlılığı tedavisi gören hastalarda gabapentin reçetelerinin kökenlerini anlamaya odaklanması gerekmektedir. Bu ilaçların doğrudan bağımlılık uzmanları tarafından mı yazıldığı veya hastaların başka sağlık sorunları için dış sağlayıcılardan mi reçete edildiği hala bilinmemektedir. Ayrıca, bu hastalarda görülen çoklu madde kullanımının, tedavi edilmeyen eşlik eden rahatsızlıkların bir sonucu mu yoksa daha geniş kapsamlı bir sorunun göstergesi mi olduğu da araştırılmalıdır.
Çalışma, “Madde bağımlılığı tedavisi gören kişilerde reçeteyle veya reçetesiz gabapentin kullanımı: Ulusal idrar testi verilerinin analizi, 2016 – 2023” başlığıyla Matthew S. Ellis, Penn Whitley ve Steven D. Passik tarafından yazılmıştır.