
Alkol kullanım bozukluğu olan kişilerde, alkol ile ilgili görüntülere karşı otomatik duygusal tepkiler oluşur ve bu durum temel karar alma süreçlerini olumsuz etkiler. Dergide yayınlanan bir araştırmaya göre, beyin bu bilişsel aksamaları telafi etmek için bilinçli düşünme bölgelerindeki aktiviteyi artırmaya çalışır.
Progress in Neuropsychopharmacology & Biological Psychiatry
Biyolojik bağımlılık modellerine göre, kronik madde kullanımı beynin ödül merkezleri ile yürütme kontrol merkezleri arasında bir kopukluğa yol açar. Zamanla, beyin bağımlı maddeye orantısız bir motivasyonel ağırlık verir. Bu durum, şişe veya tanıdık bir bar gibi çevresel uyaranların son derece uyarıcı hale gelmesine ve beynin dikkatini çekmesine neden olur.
Alkol kullanım bozukluğu olan kişilerde, bir içki fotoğrafını görmek anında olumlu bir duygusal ilişkiyi tetikleyebilir. Bu bilinçaltı duygu bağlantıları, kişinin farkındalığının altında çalışır ve alkol arayışını teşvik eder. Genellikle, bu durumları kırmak için kullanılan bilişsel stratejileri uygulamayı zorlaştırarak yeniden nüks etme riskini artırırlar.
Geleneksel psikolojik testler, bir uyarıcıya ne kadar hızlı veya doğru tepki verildiğini ölçer. Bu temel metrikler, karar alma sürecinde yer alan gizli adımları tam olarak yansıtmaz. Bu alt bileşenleri ayırmak için araştırmacılar, karar almanın milisaniyelerindeki farklı matematiksel değişkenlere ayrıştırarak bu süreci parçalayan hesaplama çerçeveleri kullanır.
Bu yaklaşım, bir kişinin hareket etmeden önce ne kadar bilgiye ihtiyaç duyduğunu, bu bilgiyi ne kadar hızlı işlediğini ve fiziksel tepkiyi ne kadar sürdürdüğünü nicelleştirir. Bu otomatik tepkilerin biyolojik yönü de hassas ölçümler gerektirir. Bilim insanları, elektroensefalografi (EEG) adı verilen bir yöntem kullanarak, “event-related potentials” olarak bilinen beyin dalgalarını kaydeder.
Bu elektriksel sinyaller, belirli bilişsel olaylara karşılık gelir ve saniyelerin kesirlerinde gerçekleşir. Erken beyin dalgaları otomatik, bilinçsiz dikkati yansıtırken, daha sonraki dalgalar bilinçli çaba gerektiren üst düzey kontrolü gösterir.
Araştırmacılar, alkol kullanım bozukluğu olan kişilerde bu nöral ve davranışsal olayların dizisini anlamak istemişlerdir. Zijing Wang, Jiang Du, Tianzhen Chen ve Min Zhao (Shanghai Mental Health Center) ile Third People’s Hospital of Fuyang’daki meslektaşları tarafından yapılan çalışma, erken duygusal önyargıların daha sonraki bilişsel kontrolü nasıl etkilediğini ve bu beyin dalgası kalıplarının gerçek zamanlı karar alma hızlarıyla nasıl ilişkili olduğunu anlamayı amaçlamıştır.
Çalışmaya, alkol kullanım bozukluğu tanısı konmuş 47 erkek ve 32 sağlıklı kontrol grubu olmak üzere toplam 79 katılımcı dahil edilmiştir (bu nedenle küçük bir çalışma). Alkol kullanım bozukluğu olan kişiler hastanede tedavi görmektedir ve alkolden uzaklaşma sürecinde bulunuyordu (2 haftadan 6 aya kadar).
Katılımcılar, ses yalıtımlı bir odada oturarak bilgisayar üzerinde duygusal ilişki görevini tamamladılar. Her denemede, katılımcılara bir saniye boyunca bir resim gösteriliyordu. Resimlerin yarısı alkol içerikli iken, diğer yarısı sağlıklı aktiviteleri tasvir ediyordu. Resim kaybolduktan sonra, ekranda bir kelime beliriyordu.
Katılımcılar, kelimenin “pozitif” veya “negatif” olup olmadığını kategorize etmek için bir saniye süreleri vardı. Testin temel mantığı şudur: Önceki resim olumlu bir duygusal durum tetikliyorsa, katılımcı pozitif bir kelimeyi daha hızlı sınıflandıracaktır. Görev boyunca, katılımcılar başlarına yerleştirilen elektrotlara sahip sensör kapları takarak beyinlerinin elektriksel aktivitesini gerçek zamanlı olarak kaydettiler.
Araştırmacılar, davranışsal verileri üç farklı bileşene ayrıştırılarak karar alma sürecini anlamak için bir hesaplama modele dahil ettiler. İlk olarak, bir kişinin seçim yapmak için ne kadar kanıta ihtiyaç duyduğunu temsil eden “karar eşiği” incelendi. İkinci olarak, bu duyusal kanıtın ne kadar hızlı toplandığını ölçen “drift oranı” analiz edildi. Üçüncüsü, düğmeye basma ve temel duyusal kodlama gibi fiziksel eylemleri kapsayan “karar dışı zaman” ölçüldü.
Alkol resimlerini gören kişilerde, alkol kullanım bozukluğu olan erkekler sağlıklı kontrol grubuna göre daha düşük bir karar eşiğine sahip olduklarını gösterdiler. Bu durum, daha az zihinsel kanıtla tepki verme eğiliminde olduklarını ve bu nedenle daha dürtüsel seçimler yaptıklarını gösterir. Aynı zamanda, duyusal bilgiyi işleme hızları daha yavaştı.
Alkol denemeleri sırasında, alkol kullanım bozukluğu olan kişilerde “karar dışı zaman” daha uzundu. Bu durum, fiziksel veya algısal olarak düğmeye basmaya hazırlanırken daha fazla zaman harcadıklarını gösterir. Araştırmacılar, alkol resimlerinin neden olduğu duygusal etkinin bilişsel bir çatışmaya yol açtığını ve bu nedenle temel motor tepkilerini bozduğunu öne sürdüler.
Elektroensefalografi verileri, bu gecikmeli tepkilere eşlik eden beyin aktivitesinin gerçek zamanlı haritasını sağladı. Araştırmacılar, bir uyarıcının görünmesinden yaklaşık 200 ila 260 milisaniye sonra ortaya çıkan erken bir beyin dalgasına odaklandılar. Bu dalga, otomatik duygusal işleme ve erken görsel dikkati yansıtır.
Alkolle ilgili resimleri incelerken, alkol kullanım bozukluğu olan grup, sağlıklı kontrollere göre bu erken dalgada daha yüksek bir elektriksel tepki gösterdi. Bu artan nöral aktivite, alkol uyaranlarına karşı bilinçsiz, otomatik bir hassasiyetin işareti olabilir. Bu tür anında biyolojik katılım, kişinin dikkatini başka yöne çekme yeteneğini aşabilir.
Daha sonra, bir uyarıcının görünmesinden yaklaşık 600 ila 800 milisaniye sonra ortaya çıkan daha geç bir beyin dalgası incelendi. Bu geç dönemdeki elektriksel aktivite, bilişsel yeniden değerlendirme ve zihinsel kaynakların bilinçli olarak yeniden tahsis edilmesi ile ilişkilidir. Sağlıklı aktiviteleri tasvir eden resimlerde, alkol kullanım bozukluğu olan erkekler sağlıklı kontrollere göre daha büyük bir geç dönem beyin dalgası tepkisi gösterdiler.
Araştırmacılar, bu artan geç dönem aktivitenin, sağlıklı aktivitelerin alkol kullanan kişilerde sahip olmadığı duygusal etki nedeniyle, beyinlerin daha fazla bilinçli bilişsel kontrol uygulamaya çalıştığının bir işareti olduğunu öne sürdüler. Bu durum, otomatik tepkinin yüksek olduğu ve aynı zamanda kasıtlı zihinsel çaba gerektiren bir dengesizliği ortaya koyar.
Son olarak, beyin dalgası aktivitesinin davranışsal gecikmeleri doğrudan etkileyip etkilemediğini görmek için istatistiksel bir analiz yapıldı. Araştırmacılar özellikle, alkol denemeleri sırasında geç dönem beyin dalgalarının amplitüdü ile “karar dışı zaman” arasındaki ilişkiyi incelediler. Daha yüksek amplitüde sahip geç dönem beyin dalgalarına sahip kişilerin, tepkilerini daha hızlı verebildiği bulundu.
Alkol kullanım bozukluğu olan kişiler genellikle daha yavaş fiziksel tepki sürelerine sahip olsalar da, daha güçlü geç dönem elektriksel aktivite üretenler, tepkilerini hafifçe hızlandırabildiler. Beynin değerlendirme sistemleri aktif olarak çalışarak, duygusal dikkatin neden olduğu davranışsal eksikliği bastırmaya çalışıyordu. Bu durum, otomatik duygusal tepkilerin neden olduğu bozuklukları kısmen telafi etmek için artan bilinçli işleme yeteneğinin varlığını gösterir.
Çalışma, yalnızca erkek katılımcılardan oluşan küçük bir örneklem üzerinde yapılmıştır. Beyin tepkileri ve duygusal ilişki kalıpları kadınlarda farklılık gösterebilir. Çalışmaya dahil edilen tüm kişiler hastanedeydi ve alkolden uzaklaşma sürecindeydiler. Bu nedenle, gözlemlenen nöral ve davranışsal kalıplar, aktif olarak alkol tüketen veya uzun süreli abstinans yaşayan kişilerin bilişsel süreçlerini tam olarak yansıtmayabilir. Gelecekteki araştırmalar, bir kişinin erken iyileşme döneminden sürekli abstinansa geçişini takip ederek bu tür değişimleri anlamaya odaklanmalıdır.
Çalışma, “Neurocognitive mechanisms underlying alcohol-related emotional association bias among alcohol use disorder: Evidence from a hierarchical drift-diffusion model and event-related potentials” başlığıyla yayınlanmıştır ve Zijing Wang, Dapeng Zhang, Jiayi Zhu, Fanfan Luo, Dongli Fan, Luxing Cai, Fei Cheng, Jing Tian, Shiyan Qu, Jiang Du, Tianzhen Chen ve Min Zhao tarafından yazılmıştır.