
3300’den fazla Afrika yetişkininin dahil edildiği kapsamlı bir çalışma, farklı komplikasyon örüntüleri ortaya koyuyor ve milyonlarca kişinin yanlış mekanizmaya göre tedavi gördüğü ihtimalini gündeme getiriyor. Bu durum, sağlık profesyonelleri için standart tedavilerin uygunluğu konusunda önemli soruları beraberinde getiriyor.
Tip 2 diyabet (T2D) genellikle aşırı kiloyla ilişkilendirilen bir hastalık olarak kabul edilirken, Diabetologia dergisinde yayınlanan ve Afrika kökenli 3300 yetişkini kapsayan çok merkezli bir analiz, bu varsayımı sorguluyor. Çalışma, biyolojik olarak farklı bir fenotip olan ince tip 2 diyabetin, insülin direnci yerine yetersiz insülin salgısı tarafından yönlendirildiği bulgusunu ortaya koydu.
Afrika’da T2D hastalarının yaklaşık %40’ı, diğer yüksek gelirli ülkelerde ise bu oran genellikle %10 veya daha düşük seviyelerde bulunurken, ince (vücut kütle indeksi 25 kg/m2’nin altında) olarak sınıflandırılıyor. Bu durum, kıtada standart klinik tabloya uymayan yaklaşık 10 milyon hastanın olduğu anlamına geliyor. Araştırmacılar, bu hastalarda temel sorunun insülin direnci değil, insülin eksikliği olduğunu savunuyorlar.
Çoğu Afrika ülkesindeki kılavuzlar, Dünya Sağlık Örgütü‘nün önerilerine dayanarak, BMI veya altta yatan mekanizma ne olursa olsun, metformin veya bir sülfonilüre ile tedaviye başlanmasını öngörüyor. Araştırmacılar, insülin-sensitize edici ilaçların, ince hastalarda altta yatan insülin eksikliğini gidermeyebileceğini ve bu durumun glukoz kontrolünü suboptimal hale getirebileceğini belirtiyorlar.
Çalışmanın kıdemli yazarı ve Halk Sağlığı ve Mesleki Hastalıklar Bölümü’nde yardımcı profesör olan Felix Chilunga, MD, MSc, PhD, henüz reçete uygulamalarında bir değişikliğe gerek olmadığı konusunda uyarıda bulundu. “Bu aşamada ilaç tedavisinde herhangi bir değişiklik önermiyoruz” dedi. “Amacımız farkındalığı artırmak ve bu eşleşmezlik üzerine yapılacak çalışmalara çağrı yapmak. Sorunu vurguluyoruz, böylece bu hastalar için neyin en iyi olduğuna dair bir çalışma yürütülebilir.”
Afrika-Amerika Diyabet Mellitus ve Afrika Kökenli Göçmenler Arasındaki Obezite ve Diyabet üzerine yapılan araştırmalardan elde edilen uyarlanmış verilerin analiz edilmesiyle, ince hastalarda diyabetik retinopati (pPR 1.36; %95 güven aralığı: 1.13-1.63) ve inme (pPR 1.41; %95 güven aralığı: 1.01-1.99) prevalansının daha yüksek olduğu tespit edildi. Buna karşılık, fazla kilolu veya obez hastaların hipertansiyon (ince hastalarda pPR 0.77; %95 güven aralığı: 0.71-0.85) ve daha yüksek 10 yıllık kardiyovasküler hastalık riski (ince hastalarda pPR 0.85; %95 güven aralığı: 0.74-0.97) oranlarına sahip olduğu görüldü. Kronik böbrek hastalığı prevalansında iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Vücut yağı yüzdesi, gözlemlenen farklılıkların çoğunu açıklıyordu.
Bu durumun pratik sonuçları var: Afrika kökenli hastaların bakımını üstlenen sağlık profesyonelleri, daha ince hastalarda mikrovasküler komplikasyonlar (göz ve görme taraması) üzerinde daha fazla odaklanırken, daha yüksek BMI’ye sahip hastalarda kardiyovasküler ve kan basıncı riskinin öncelikli olması gerektiği düşünülüyor. Araştırmacılar, çalışmanın kesitsel bir tasarıma sahip olduğunu ve nedenselliği ortaya koymadığını belirterek, bu grup için en uygun tanı, tarama ve tedavi stratejilerini tanımlamak üzere hedefli klinik çalışmalar yapılması çağrısında bulunuyorlar. Chilunga ayrıca, Avrupa sınırlarının ötesinde de aynı durumun geçerli olabileceği konusunda uyarıda bulundu, çünkü Avrupa’daki Afrika kökenli bireyler genellikle daha yüksek BMI’ye sahip olduğu varsayılan diyabet formları için yazılmış kılavuzlara göre tedavi ediliyor.
Chilunga, tarama çalışmalarının yoğunluğunun artırılması gerektiği konusunda öneride bulundu. “İnce hastalarda özellikle retinopati gibi mikrovasküler komplikasyonlar için tarama yoğunluğunu artırmayı öneririz, çünkü bu hastalar genellikle daha sağlıklı görünürler ve komplikasyonları gözden kaçabilir” dedi. “Fazla kilolu veya obez hastalarda ise kan basıncı ve kardiyovasküler risk öncelikli olmalıdır.”
İlaç güncellemeleri, tedavi kılavuzları ve eczacılık uygulamaları hakkında bilgi edinmek için Pharmacy Times’a abone olun.
KLİNİK OKUR YORUMLARI (1)