Kadın ve erkek arasındaki pek çok psikolojik ve davranışsal farkın kökeninde biyolojiden ziyade sosyal güç farkının yattığına dair güçlü bir kanıt ortaya çıktı. Columbia Üniversitesi’nden Adam D. Galinsky ve ekibi, gücün yüksek ya da düşük düzeyine dayanan deneylerle kadınlık-erkeklik farklarına dair bulguları karşılaştıran kapsamlı bir analiz yürüttü ve elde ettiği sonuçları derginin PNAS Nexus dergisinde yayımladı. Araştırmacılar, kaydedilen kadınlık-erkeklik farklılıklarının yaklaşık yedi birde biri gücün etkisiyle tam olarak uyumlu olduğunu, yalnızca sekizde birinde ise tam tersi bir örüntü gözlemlendiğini tespit etti.

Kadın ve erkek davranışları arasındaki köken tartışması, sosyal bilimlerde uzun süredir yoğun bir şekilde sürüyor. Evrimsel teorisyenler bu farkları doğal seçilim ve biyolojiye bağlarken, sosyokültürel yaklaşımı savunanlar ise davranışın toplumsal roller ve sosyal güç tarafından şekillendiğini savunuyor. 2019 yılında yapılan bir derleme, insan beyninin ve hormonal sisteminin iki kesin ayrı kategoriye bölünmediğini göstererek, birçok kadınlık farkının kültür tarafından biçimlendirildiği fikrini destekliyor.

Güç, Kaynak Üzerinde Kontrol Hakkı

Bu tartışmanın merkezinde yer alan sosyal güç kavramı, değerli kaynaklar üzerinde gerçek ya da algılanan kontrolü ifade ediyor. Toplumu birçok alanında erkeklerin kadınlara göre daha fazla güç sahibi olduğu, daha çok liderlik rolünde bulunup daha fazla finansal varlığa sahip olduğu gözlemleniyor. Güç farklarının kadınlıkla bu kadar sık bağdaştırılması, bazı araştırmacıların güç dinamiklerinin varsayılan kadınlık farklarının gerçek kaynağı olabileceği yönündeki şüpheye yol açtı. Galinsky ve meslektaşları, gücün deneysel olarak değiştirilmesiyle ortaya çıkan davranışların, kadınlık-erkeklik farklarıyla örtüşüp örtüşmeyeceğini sistematik biçimde test etmek istedi.

Yaptıkları hipotezleri test etmek için kullandıkları yöntem, güç etkisinin önemli olduğu durumlarda güç etkilerinin kadınlık/kadın farklarıyla hizalanıp hizalanmadığını ölçmekte çok katı bir yöntemdir.

Sonya Xinyue Xiao, IBAY Lab yöneticisi ve çalışmaya katılmayan gelişimsel psikolog

Araştırmacılar, önce insanları yüksek güç ya da düşük güç rollerine rastgele atan deneylerden veri topladı. Güç literatürünün güvenilirliğini sağlamak amacıyla bu deneylerin 270 tanesinin istatistiksel bir denetinden geçti. Ardından güce sahip olmaktan ya da olmamaktan gerçekten etkilenen 59 ayrı psikolojik ve davranışsal sonucu belirlediler. Daha sonra kadınlık-erkeklik farklarına dair meta-analizlerden 102 sonucu topladılar. Meta-analiz, birçok ayrı çalışmadan veriyi bir araya alıp genel eğilimleri ortaya koyan büyük ölçekli istatistiksel bir incelemedir. İki veri seti de, agency, communion, öz-değerlendirme ve bilişsel işlemler olmak üzere dört geniş kategori altında karşılaştırıldı.

Agency, çevre üzerinde kontrol, baskınlık ve risk alma isteği gibi bağımsızlığa yönelimi kapsarken; communion, sosyal bağ, empati ve işbirliğiyle ilgilidir. Öz-değerlendirme, insanların kendi yeteneklerine bakışını, bilişsel işlemler ise dikkat, problem çözme ve uzamsal akıl yürütmeyi içerir.

Yüksek Güç, Erkek Tipleriyle Benzer Yollar İzliyor

Karşılaştırma devasa bir örtüşme ortaya koydu. Araştırmacılar, kaydedilen kadınlık farklarının yaklaşık yedi birde birinin gücün etkisiyle tamamen uyumlu olduğunu buldu. Buna karşılık yalnızca sekizde birinde gücün etkisiyle tersine bir örüntü görüldü. Yüksek güç sahipleri ve erkekler, baskınlık ve risk almaya yatkınlık gibi agency özelliklerinde daha yüksek düzeyde bulunuyor. İkisi de daha olumlu öz-değerlendirmeler gösteriyor ve benzer bilişsel işleme stilleri sergiliyor.

Bu uyumun yalnızca güce özgü olup olmadığını anlamak için araştırmacılar, gücün ve etkileyiciliğin bilindiği kadarıyla ilişkili olduğu bir kişilik özelliği olan dışadönüklük (extraversion) üzerinden benzer bir karşılaştırma yaptı. Dışadönüklük ve yüksek güç sahiplerinin bazı özellikleri paylaştığı görülse de, communion alanında ayrıştıkları ortaya çıktı. Dışadönükler oldukça communal ve sosyal olma eğilimindeyken, yüksek güç sahipleri ve erkekler communion puanlarında daha düşük seyrediyor. Bu ayrışma, sosyal gücün kadınlık farklarıyla özgü ve özel biçimde güçlü bir ilişki kurduğunun kanıtı niteliğinde.

Gelişimsel bir psikolog olarak, sosyal gücün kadınlık farkıyla olası nedensel ilişkisinin zaman içinde nasıl değiştiğini inceleyen araştırmaları merak ediyorum — belki sosyal gücün rolü yaşla birlikte artar.

Sonya Xinyue Xiao, IBAY Lab yöneticisi

Bu uyumun güce özgü olduğunu teyit etmek amacıyla yapılan dışadönüklük karşılaştırmasının, kadınlık farklarını mükemmel biçimde yansıtmadığı görüldü. Dışadönükler ve yüksek güç sahiplerinin bazı özellikleri paylaştığı görülse de, communion alanında ayrıştıkları ortaya çıktı. Bu ayrışma, sosyal gücün kadınlık farklarıyla özgü ve özel biçimde güçlü bir ilişki kurduğunun kanıtı niteliğinde.

Bulgular Neden Yorumu Açık Duruyor

Araştırmacılar, çalışmanın iki ayrı literatürü karşılaştırmaya dayanması nedeniyle güç-kadınlık bağlantısının bu bağlamda gözlemsel olduğunu vurguladılar. Kadınların yüksek güç rollerine atanıp bu belirli özelliklerdeki kadınlık aralıklarının anında silinip silinmeyeceğini göstermek için yeni bir deney yürütülmedi.

Xiao, farkların büyüklüklerinden ziyade yönlerdeki benzerliğe işaret ettiğini hatırlatarak, bulguların nedensel ilişkileri kanıtlamadığını belirtti. Farklar çok küçükken güç farkları büyük olabileceğinden, bu ayrımın dikkate alınması gerekiyor. Araştırmacılar, onlarca ayrı psikolojik kavramı geniş kategorilere gruplandırmak için öznel yargı gerektirdiğini de kabul ediyor. Kategorilerin nasıl düzenlendiğine dış bağımsız uzmanlar tarafından sınıflandırma uygulansa da, kişisel önyargılar ya da kültürel bakış açıları bu düzenlemeyi ince biçimde etkileyebilmiş olabilir.

Yazarlar, güç tüm davranış farklarını açıklar anlamına gelmediğini, bunun yalnızca muhtemel önemli bir katkı faktörü olduğunu not ettiriyor. Gelecek çalışmalar, kadın ve erkekleri aynı deneyde yüksek ve düşük güç rollerine atayarak bu fikirleri doğrudan test edebilir. Bu, gücün farklı cinsiyetlerde davranışı nasıl şekillendirdiğini gerçek zamanlı biçimde aydınlatmaya yardımcı olacaktır.

Çalışma, “Are many sex/gender differences really power differences?” başlıklı araştırmayı Adam D. Galinsky, Aurora Turek, Grusha Agarwal, Eric M. Anicich, Derek D. Rucker, Hannah R. Bowles, Nira Liberman, Chloe Levin ve Joe C. Magee adlı araştırmacılar yürüttü.

İlginizi Çekebilir: Sanal Gerçeklik Destekli Beyin Eğitimi: Nörogerilemenin Yeni Arayüzü ve Sınırları →
Kaynak: PsyPost ↗