Chicago’daki Ann & Robert H. Lurie Çocuk Hastanesi’nden Dr. Justin Ryder ve ekibi, 2017 ile 2022 yılları arasında toplanan ulusal idari verileri inceleyerek, kilo kaybı, ön diyabet veya tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 ilaçlarını kullanan 10 ila 17 yaş arası 2.031 çocuğun ilk yıl içinde neredeyse altı kişiden birinin (yüzde 16,8’inin) beslenme eksikliği tanısı aldığını ortaya koydu. Çalışma, bu ilaçların iştahı ve besin alımını etkileyebileceği gerçeği ışığında, genç hastalara beslenme desteğinin tedaviye başlanırken değil, eksiklik tespit edildikten sonra verilmesinin yetersiz kaldığını gösteriyor.
Çalışma, 100 milyondan fazla hastayı kapsayan kapsamlı bir veri tabanından elde edilen kayıtları analiz etti. Araştırmacılar, bu kayıtlar arasında beslenme eksikliği tanısı almamış ve araştırmaya sürekli kayıt kriterlerini sağlayan 10 ila 17 yaş arası 2.031 GLP-1 ilacı kullanan çocuğu belirledi. İlaçların dağılımında, liraglutid (Victoza ve Saxenda) reçetelerin yüzde 78,6’sını oluşturarak açık ara en sık yazılan ilaç olarak öne çıktı. Dulaglutid (Trulicity) yüzde 10,4’le, semaglutid (Ozempic ve Wegovy) ise yüzde 9,1’le sırasıyla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı.
Beslenme, Ergenlikte Kritik Bir Konu
Çalışmanın baş yazarlarından olan Dr. Ryder, “GLP-1’lerin uygun şekilde çocuklarda kullanımı yaygınlaştıkça, hızlı büyüme ve puberte gelişiminin yaşandığı dönemlerdeki riskleri anlamamız gerekiyor” dedi. Vitamin D, demir ve kalsiyum gibi besinler, kemik sağlığı ve genel gelişim açısından kalıcı etkileri olabileceği için ergenlik döneminde özellikle dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Ergenlik, kemik büyümesi, fiziksel gelişim ve diğer önemli biyolojik değişimler için vücuda ciddi beslenme desteği gerektiren bir dönemdir. GLP-1 ilaçları iştahı ve besin alımını etkileyebileceğinden, araştırmacılar bu ilaçları alan genç hastalarda beslenme konusundaki dikkatin özellikle önemli olduğunu vurguluyor.
Dr. Justin Ryder, Ann & Robert H. Lurie Çocuk Hastanesi Cerrahi Departmanı Araştırma Başkan Yardımcısı ve Northwestern University Feinberg Tıp Fakültesi’nde Cerrahi ve Pediatri Yardımcı Profesörü
Dr. Ryder, tedaviye başlanmasının ardından beslenme desteğinin kritik bir rol oynaması gerektiğini de belirtti. Ancak araştırmada, GLP-1 tedavisinden 30 gün içinde yalnızca yüzde 5’inin beslenme danışmanlığı aldığını, altı ay içinde bu danışmanlığı alanların ise yüzde 25’inin altında kaldığını tespit etti.
Erken Beslenme Desteği Çağrısı
Bu bulgular, beslenme bakımı, eksiklik tespit edilmeden önce GLP-1 tedavisinin başlatıldığı anda birlikte verilmesi gerektiğini işaret ediyor. Dr. Ryder, “Çocuklara GLP-1’ler reçete edilirken, beslenme eksikliği tespit edilene kadar beklemek yerine proaktif bir beslenme yönetiminin önemine yönelik bu çalışmanın bulgularının çok gerekli bir tanınma getirmesini umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, riskleri bilindiğinde, GLP-1 ilaçlarıyla tedavi gören çocukların hayatlarının dönüm noktası sayılan bu dönemde zarar görmelerini önlemede çok daha iyi bir konumda olduklarını belirtti. Çalışma, beslenme desteğinin bir eksiklik görüldükten sonra değil, tedavi sürecinin başından itibaren entegre edilmesi gerektiğine dair bir uyarı niteliği taşıyor.
Yayınlanan çalışma, GLP-1 ilaçlarının çocuklarda beslenme eksiklikleriyle bağlantılı olabileceği gerçeğini, klinik pratiğe yansıması beklenen bir bulgu olarak konumlandırıyor. İlaçların yaygınlaşmasıyla birlikte, bu risklerin yönetimi genç hastaların uzun vadeli sağlığı açısından giderek daha önemli hale geliyor.



OKUYUCU TOPLULUĞU
0 değerlendirme
Deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz; tanı, tedavi veya acil durum için yorumlar yerine sağlık uzmanına başvurun.