Bu benzersiz psikedelik tedavi, ağrı ve felç tedavisinde umut vadediyor

Bu benzersiz psikedelik tedavi, ağrı ve felç tedavisinde umut vadediyor.

Bilim dünyasında dikkat çekici bir keşif: Salvia divinorum bitkisinde bulunan sıra dışı bir psychedelic bileşik, hayvan deneylerinde ağrı, bağımlılık ve inme gibi ciddi rahatsızlıklara karşı potansiyel faydalar gösteriyor. Ancak, yan etkilerin varlığı bu umutları gölgede bırakabiliyor. Bu kapsamlı sistematik inceleme, Translational Psychiatry dergisinde yayınlandı ve depresyon tedavisindeki etkinliği konusunda daha az tutarlı kanıtlar ortaya koydu.

Bu bileşik olan salvinorin A, psilosibin ve LSD gibi daha iyi bilinen psychedelic maddelerden önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Psilosibin ve LSD, öncelikle beyinde serotonin sinyalini etkileyerek duygu durumunu ve algıyı düzenlerken, salvinorin A ise farklı bir sistem olan kappa opioid reseptörü üzerinden etki gösterir. Bu reseptör, ağrı, duygu durumu ve bilinç gibi önemli fonksiyonlarda rol oynayan bir proteindir. Bu farklılık, klasik psychedelic’lerin hedeflemediği yollardan tedavi geliştirmek isteyen araştırmacıların ilgisini çekiyor.

Laboratuvar deneyleri, salvinorin A’nın ağrıdan ilaç bağımlılığına, depresyondan beyne giden kan akışının azalmasına (inme gibi durumlarda) kadar çeşitli durumları nasıl etkilediğini araştırmıştır. Ancak, bu bulgular farklı türlerdeki hayvanlar üzerinde, farklı dozlarda ve farklı deney modellerinde elde edildiği için tutarlılık sorunları yaşanıyor. İnsanlardaki terapötik denemeler (yani, ilacın insan hastalarda test edilmesi) oldukça sınırlı olduğu için, hayvan çalışmalarındaki umut verici sonuçların klinik uygulamaya dönüştürülüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Zürih Üniversitesi’nden Wolfgang Emanuel Zürrer liderliğindeki araştırmacılar, 28 Haziran 2024 tarihine kadar yayınlanmış ilgili hayvan çalışmalarını bulmak için üç büyük bilimsel veritabanını sistematik olarak taradılar. 1718 yayından oluşan bir havuzdan 82 çalışmayı dahil ettiler ve meta-analiz (birden fazla çalışmanın sonuçlarını bir araya getirerek genel eğilimleri belirleme yöntemi) için yeterince karşılaştırılabilir verilere sahip 10 çalışmayı ayrı olarak değerlendirdiler. Bu çalışmalar toplamda yaklaşık 3456 hayvanı kapsıyordu. Çalışmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler, sıçanlar, maymunlar, domuz yavruları ve zebra balıkları bulunuyordu.

Araştırmalar, salvinorin A’nın ağrı ile ilişkili tepkileri azalttığını, deneysel inme modellerinde koruyucu etkiler gösterdiğini ve bazı ilaç bağımlılığı davranışlarını hafiflettiğini gösterdi. Depresyon konusunda ise sonuçlar çelişkili: Bazı çalışmalar antidepresan etkisi olduğunu gösterirken, diğerleri depresif reaksiyonlara yol açtığını ortaya koydu.

Güvenlik profili de karmaşık bir tablo çiziyor. Hayvan çalışmalarında anksiyete benzeri davranışlar ve hareket ve bilişsel (düşünme ve hafıza) fonksiyonlarda problemler raporlanmış olsa da, genellikle kalp hızı veya kan basıncı gibi hayati fiziksel ölçümler üzerinde önemli etkiler görülmemiş.

İlacın çok kısa süreli etkisi de bir sorun teşkil ediyor: Dozaj şekline bağlı olarak, etki maddesi beyinde saniyeler veya dakikalar içinde zirveye ulaşıyor. Ölçülen beyin yarılanma ömrü (ilacın yarısının parçalandığı ve beyinden ayrıldığı süre) yaklaşık 3 ila 36 dakika arasında değişiyor ve vücuttan tamamen atılması ise yaklaşık bir saat sürüyor.

Araştırmacılar ayrıca salvinorin A’nın kimyasal olarak modifiye edilmiş 16 türevini de incelediler. Bu türevlerin bazıları daha uzun süre etki gösteriyor, beyne daha etkili bir şekilde giriyor veya hayvanlarda daha az istenmeyen yan etkilere neden oluyor. Bu durum, salvinorin A’nın kendisinden ziyade, ilaç geliştirme için bir başlangıç noktası olarak daha değerli olabileceğini düşündürüyor.

Araştırmacılar sonuçlarında, “Bulgularımız, salvinorin A’nın ağrı, bağımlılık ve inme için terapötik potansiyele sahip olduğunu desteklemektedir, ancak yan etki profili klinik uygulamayı sınırlayabilir. Yeni bileşiklerin geliştirilmesi bu zorlukların üstesinden gelinebilir” şeklinde bir değerlendirme yaptılar.

Ancak, bazı sınırlamaların da göz önünde bulundurulması gerekiyor: Hayvan modelleri insanlardaki psikiyatrik hastalıkların karmaşıklığını tam olarak yansıtamıyor, incelenen deneylerin tasarımları önemli ölçüde farklılık gösteriyor ve çalışmaların çoğu genç erkek sıçanlar üzerinde yapıldığı için sonuçlar diğer türlere veya kadınlara genellenemeyebilir.

Bu çalışma, “The translational potential of salvinorin A: systematic review and meta-analysis of preclinical studies”, Wolfgang Emanuel Zürrer, Lionel Wettstein, Helena D. Aicher, Milan Scheidegger ve Benjamin Victor Ineichen tarafından yazılmıştır.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et