
Yeni bir araştırma makalesi, resmi sağlık kuruluşlarının protein tüketimi ve egzersiz konusundaki tavsiyelerinin güncel olmayabileceğini savunuyor. Bu tavsiyeler, hastalıkların önlenmesine odaklanırken uzun vadeli sağlığın maksimize edilmesini hedeflememesi nedeniyle eleştiriliyor.
Çalışmada yer alan bilgilere göre, protein tüketimi mevcut standartların yaklaşık iki katına çıkarılabilir ve bu da vücut ağırlığının kilogram başına 1 grama (g/kg) kadar ulaşabilir.
Araştırmacılar, protein alımının sadece kas iyileşmesini desteklemekle kalmayacağını, aynı zamanda güç kazanımını ve yağ kaybını kolaylaştıracağını ve kemik sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyorlar.
Medical News Today, bu önerilerin gerçek hayatta nasıl uygulanabileceğini anlamak için iki uzmana danıştı.
Uzmanlara göre, “spor salonu tutkunlarının” protein konusundaki yaklaşımları aslında doğru olabilir ve herkesin diyetinde daha fazla proteine yer vermesi faydalı olabilir.
Frontiers in Nutrition dergisinde 16 Haziran 2026’da yayınlanan bir makale, mevcut resmi sağlık tavsiyelerinin protein tüketimi ve egzersiz konusunda güncellenmesi gerektiği savunuluyor.
Bu makalede, Lucy Cavendish College (Cambridge Üniversitesi), Birleşik Krallık’ta bulunan Chris Macdonald, PhD, mevcut önerilerin yalnızca minimum alımlara odaklandığını ve uzun vadeli sağlık faydalarını maksimize etmediğini vurguluyor.
Çalışmanın önemli bir bulgusu, özellikle aktif yetişkinler, yaşlılar ve hamile kadınlar gibi belirli grupların, şu anda önerilen miktarlardan çok daha yüksek protein alımından fayda sağlayabileceği yönünde.
Makalede, protein alımının mevcut minimum önerilerin yaklaşık iki katına çıkarılabileceği belirtiliyor. Bu da vücut ağırlığının kilogram başına 1 gramına (g/kg) kadar ulaşılabilir.
Mevcut yönergeler, ortalama olarak kilogram başına 0,75 ila 0,8 gram protein önermektedir.
Makalede ayrıca, artan protein alımının kas iyileşmesi, kilo yönetimi ve kemik kırığı riskinin azalması gibi geniş kapsamlı faydalar sağladığı belirtiliyor.
Medical News Today, bu konuda daha fazla bilgi almak için iki uzmana danıştı: preventive cardiology diyetisyeni Michelle Routhenstein ve KAK Consulting’in başkanı Kristin Kirkpatrick.
Routhenstein, mevcut önerilen günlük protein alımının (0,8 g/kg) yalnızca protein eksikliğini önlemek amacıyla belirlendiğini ve kas sağlığını optimize etmek veya kardiyometabolik direnci artırmak için yeterli olmayabileceğini belirtti.
Kirkpatrick ise, mevcut yönergelerin iyi bir başlangıç noktası olduğunu ancak kişiye özel bir yaklaşım sunmadığını vurguladı.
Routhenstein, 40 yaş ve üzeri kişiler, GLP-1 ilaçları kullananlar, kilo vermek isteyenler ve obezite, kardiyometabolik hastalıklar gibi sorunları olanların daha yüksek protein alımından fayda sağlayabileceğini belirtti.
Kirkpatrick ise, “Protein ihtiyaçları, yaş, aktivite düzeyi, sağlık durumu ve hedefler gibi faktörlere bağlı olarak değişir” dedi.
Routhenstein, “Genellikle 1,2-1,6 g/kg arasında bir protein hedefi, kas kütlesini korumak, metabolik sağlığı iyileştirmek, tokluğu artırmak ve fiziksel fonksiyonu desteklemek için daha uygundur” dedi.
Kirkpatrick, “Bu hedefe ulaşmak genellikle bütün gıdalarla mümkündür. Önemli olan, kişinin tercih ettiği protein kaynaklarını seçmektir” şeklinde konuştu.
Routhenstein, vegan bir diyet uygulayanlar için de uygun protein kaynaklarının bulunduğunu belirtti.
Kirkpatrick ise, protein hedeflerine ulaşmanın gün içindeki öğünlere yayılmasıyla daha kolay yönetilebileceğini söyledi.
Kirkpatrick, “Bütün gıdalar genellikle bu hedefe ulaşmak için yeterlidir. Kahvaltıda yumurta veya Yunan yoğurdu, öğle ve akşam yemeklerinde tavuk, balık, fasulye veya mercimek gibi protein kaynakları ve gün boyunca peynir, fındık ezmesi, edamame gibi proteinli atıştırmalıklar tercih edilebilir” dedi.
Routhenstein, “Yüksek protein alımı, aynı zamanda C vitamini, potasyum, magnezyum, folat ve lif gibi diğer önemli besin maddelerinin eksikliğine yol açabilir. Bu nedenle, proteinli bir diyeti dengeli hale getirmek önemlidir” dedi.
Kirkpatrick ise, “Daha fazla protein tüketmek, aynı zamanda daha az lif, meyve, sebze veya sağlıklı yağlar anlamına gelmemelidir” şeklinde konuştu.
Routhenstein, yüksek miktarda hayvansal proteinin, özellikle kırmızı ve işlenmiş etlerin, vücuttaki TMAO (trimethylamine N-oxide) seviyelerini artırabileceğini belirtti. Yüksek TMAO seviyelerinin ise kardiyovasküler riskle ilişkilendirilebileceği biliniyor.
Routhenstein ayrıca, hayvansal protein ağırlıklı diyetlerin, bağırsak mikrobiyotasını bozarak iltihaplanmaya ve damar sertliğine katkıda bulunabileceğini de ekledi.
Kirkpatrick ise, yüksek protein alımının böbrek fonksiyonları normal olan sağlıklı yetişkinlerde günde yaklaşık 2 g/kg’a kadar güvenli olabileceğini belirtti. Ancak, bu miktarın aşılması durumunda ek fayda sağlanmayacağını ve uzun süreli yüksek alımların sindirim, böbrek veya damar sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.
Routhenstein, kronik böbrek hastalığı olanların, bireysel protein hedeflerine uygun olarak beslenmesi gerektiğini belirtti.
Kirkpatrick ise, yüksek protein alımının öncelikle işlenmiş etler ve doymuş yağ içeriği yüksek gıdalardan sağlanmasının kardiyovasküler riski artırabileceğini söyledi.
Routhenstein, “Protein sadece bir faktör değil, aynı zamanda genel bir beslenme düzeni içinde değerlendirilmelidir” dedi.
Kirkpatrick ise, “Düzenli fiziksel aktivite, longevitenin en önemli unsurlarından biridir. Egzersiz, kardiyovasküler sağlık, kas kütlesini koruma, beyin sağlığını destekleme, kanser riskini azaltma, kilo yönetimi, zihinsel sağlık ve bağımsızlığı koruma gibi birçok fayda sağlar” şeklinde konuştu.
Kirkpatrick, “Yeterli protein alımının tek başına yeterli olmadığı, düzenli egzersizle birlikte daha iyi sonuçlar verdiği belirtildi.”