Araştırmacılar, Daha Az Bilinen Bir Psikedelik Bileşiğin Bağışıklık Sistemine İlişkin Koruyucu Faydalarını Keşfetti

Fareler üzerinde yapılan küçük bir çalışma, psikedelik bir bileşiğin, bağışıklık sistemiyle ilgili bir zorluğun öncesinde verilmesinin beyin iltihabını ve buna bağlı davranış değişikliklerini önleyebileceğini gösteriyor. Bulgular, bu tür ilaçların sinir sistemini gelecekteki hasarlara karşı korumaya yardımcı olabileceğine dair ipuçları sunuyor.

Nöroiltihap, vücudun bağışıklık sisteminin beyin veya omurilikte aktive olduğu bir durumdur. Kısa süreli iltihap enfeksiyonları temizlemeye yardımcı olurken, uzun süreli veya aşırı bağışıklık sistemi aktivitesi beyin dokusuna zarar verebilir. Beyin genellikle vücudun genel bağışıklık tepkilerinden özel hücreler tarafından korunan bir bariyerle çevrilidir. Ancak, şiddetli fiziksel stres veya enfeksiyon durumunda, sinyal molekülleri bu bariyeri aşarak özel beyin hücrelerinin yerel bir bağışıklık tepkisini başlatmasına neden olabilir.

Bağışıklık sistemi aktive olduğunda, hücreler sitokin adı verilen sinyal proteinleri salgılar. Bazı sitokinler patojenlere karşı savaşmak için iltihabı teşvik ederken, diğerleri iyileşmeye yardımcı olmak için iltihabı bastırır. İltihap yönlü bir dengesizlik, hayvanın ruh halini veya davranışını değiştirebilecek beyin devrelerini bozabilir. Bu aşırı tepki, Alzheimer hastalığından şiddetli depresyona kadar birçok beyin durumunda yaygın bir biyolojik özelliktir.

Psikedelik ilaçlar, belirli psikiyatrik durumların tedavisinde etkili oldukları için dikkat çekmişlerdir, ancak araştırmacılar aynı zamanda beyindeki fiziksel etkilerini de araştırıyorlar. Birçok klasik psikedelik, beyin hücrelerinin yüzeyindeki serotonin 5-HT2A reseptörüne bağlanır. Bu reseptörü aktive etmek algıyı değiştirmenin yanı sıra, bağışıklık hücrelerinin strese nasıl tepki verdiğini de etkileyebilir. Michael Fiorillo ve Javier González-Maeso adlı araştırmacılar, bu bağışıklık sistemini değiştiren etkilerin önleyici olarak kullanılıp kullanılamayacağını görmek istemişlerdir.

Araştırmacılar, farelerin bağışıklık sisteminin belirli bir kimyasal tetikleyiciye nasıl tepki verdiğini haritalandırdılar. Küçük bir fare grubuna lipopolisakkarit enjekte ettiler; bu da bakteri dış zarında bulunan bir moleküldür. Bu molekül güvenilir bir şekilde güçlü bir bağışıklık tepkisini tetikler, ancak gerçek bir bakteriyel enfeksiyonu oluşturmaz. Enjeksiyondan sonra, ekip hipokampus adı verilen hafıza ve duygularla ilgili bir beyin bölgesindeki kimyasal belirteçleri ölçtü.

Araştırmacılar, pro-iltihap sitokin seviyelerinin enjeksiyondan dört saat sonra zirveye ulaştığını buldular. Özellikle, interleukin-6 ve tumor necrosis factor alpha proteinlerinin konsantrasyonları bu sırada en yüksek düzeye ulaşmıştır. Bu dört saatlik dönem, psikedelik ilacın etkilerini değerlendirmek için hedef olarak belirlenmiştir.

Ayrı bir testte, ekip sağlıklı farelere çeşitli dozlarda DOI adı verilen bir psikedelik bileşik verdi. Bu laboratuvar kimyasalı, LSD ve psilocybin gibi ilaçların aynı serotonin reseptörlerine bağlanır. Yirmi dört saat sonra beyin dokularını incelediklerinde, DOI’nin tek başına sitokin seviyelerinde değişikliklere neden olmadığını buldular. İlaç kendi başına bir bağışıklık tepkisine neden olmamıştır.

Daha sonra araştırmacılar, DOI’yi önleyici bir ölçü olarak test etmek için bir deney tasarladılar. Genetik olarak normal farelere ya düşük ya da yüksek dozda psikedelik bileşik enjekte ettiler. Yirmi dört saat bekledikten sonra, sistemik iltihabı tetiklemek için bakteriyel molekül uyguladılar. Bundan sonra, bu moleküle maruz kalan hayvanların hipokampusundaki sitokin seviyelerini ölçtüler.

Düşük dozda DOI alan fareler, bağışıklık sistemiyle ilgili zorluğun ardından daha düşük düzeyde interleukin-6 ve tumor necrosis factor alpha gösterdiler. Bağışıklık tepkileri, bu bileşiğe maruz kalmayan farelere kıyasla önemli ölçüde daha az şiddetliydi. İlacın yüksek dozu, bağışıklık tepkisini etkili bir şekilde azaltmadı; bu durum bazen hücre reseptörleri aşırı yüklenip kapanmasıyla ortaya çıkar.

Araştırmacılar, daha sonra bu koruyucu etkinin tamamen serotonin 5-HT2A reseptörüne bağlı olup olmadığını görmek istediler. Bu özel reseptöre sahip olmayan genetik olarak değiştirilmiş fareler kullanarak aynı önleyici deneyi tekrarladılar. Bu değiştirilmiş hayvanlarda, düşük dozda DOI, interleukin-6’daki artışı engellemede başarısız oldu. Bu sonuç, ilacın bu belirli inflamatuar proteini baskılamak için 5-HT2A reseptörüne ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Ancak, ilaç aynı zamanda genetik olarak değiştirilmiş farelerde tumor necrosis factor alpha seviyelerini de azaltmayı başardı. Bu, psikedelik bileşiğin ayrıca diğer fizyolojik yollarla veya farklı serotonin reseptörleriyle etkileşime girerek bağışıklık tepkisinin farklı yönlerini yönettiğini göstermektedir. Araştırmacılar ayrıca, bu genetik olarak değiştirilmiş farelerin, doğal olmayan serotonin aktivitesinin bu reseptörde olması nedeniyle, bakteriyel moleküle karşı çok daha güçlü bir genel bağışıklık tepkisi gösterdiğini gözlemlediler. Doğal serotonin aktivitesi genellikle bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesini önlemek için bir biyolojik fren görevi görür.

İlaçların beyindeki kimyasal değişikliklerin fiziksel davranışlarla nasıl ilişkili olduğunu görmek için, ekip bir dizi davranış testi gerçekleştirdi. Fareleri hareketlerini ve keşif davranışlarını ölçmek için kızılötesi ışınlarla donatılmış açık bir alana yerleştirdiler. Bakteriyel molekül genellikle farelerin daha az hareket etmesine neden olur; bu da insanların hasta olduklarında hissettikleri fiziksel halsizliğe benzer.

Farelere önceden düşük dozda DOI verilmesi, bu hareketsizliği engelledi. Önceden tedavi edilmiş hayvanlar, bağışıklık sistemiyle ilgili zorluğa rağmen normal hareket seviyelerini korudular. Ekip ayrıca fareleri, pasif başa çıkma davranışını ölçmek için kullanılan bir yüzme testine de tabi tuttu; bu davranış genellikle depresyonla ilişkilidir. Bakteriyel moleküle maruz kalan fareler, aktif olarak yüzmek yerine daha fazla zaman geçirdiler.

Önceden tedavi edilmiş hayvanlar, normalde aktif kaldılar ve daha az zaman geçirdiler. Araştırmacılar ayrıca hayvanların vücut ağırlıklarını bir hafta boyunca takip ettiler. Bakteriyel molekül genellikle önemli kilo kaybına neden olurken, psikedelik tedavi bu fiziksel yükü azalttı. Önceden tedavi edilmiş fareler, kontrol grubuna kıyasla normal kilolarını daha hızlı geri kazandılar.

Son olarak, araştırmacılar beyindeki kimyasal belirteçler ile hayvanların davranışları arasındaki bağlantıları araştırdılar. İltihaplı interleukin-6 seviyelerinin yüksekliğinin, yüzme testinde pasif davranışlarla ilişkili olduğunu buldular. Aksine, hücrelerin iyileşmesine katkıda bulunan iki başka sitokinin yüksekliği, daha aktif yüzmeyle ilişkilendirildi. Bu kimyasal değişiklikler, daha dirençli bir biyolojik duruma işaret etmektedir.

Bu sonuçlar, psikedelik ilaçların beyini nasıl koruyabileceğine dair bir bakış sunarken, araştırmalar tek bir güçlü bağışıklık tetikleyicisine dayanıyordu. Bu akut tepki, insanlarda görülen sürekli, düşük dereceli iltihabı tam olarak yansıtmamaktadır. Ayrıca, çalışma hipokampusun tamamını incelemiş, ancak bireysel hücre tiplerini değerlendirmemiştir. Hangi bağışıklık veya sinir sistemi hücrelerinin aslında iltihabı bastırdığı hala bilinmemektedir.

İlaçlar hayvanların vücutlarına enjekte edildi, beyne doğrudan değil. Bu, psikedelik bileşiğin önce kan dolaşımındaki bağışıklık tepkisini baskılayıp, ardından beyindeki ikincil iltihabı azalttığı anlamına gelebilir. Araştırmalarda kullanılan genetik olarak değiştirilmiş fareler, tüm yaşamları boyunca serotonin reseptörüne sahip değildi; bu da bağımsız olarak temel bağışıklık sistemlerini değiştirebilecek gelişimsel değişikliklere neden olmuş olabilir.

Tüm deneyler erkek farelerde yapılmıştır. Gelecekteki araştırmalar, bu koruyucu bağışıklık etkilerinin cinsiyetler arasında eşit olup olmadığını belirlemek için dişi hayvanları da içermelidir. Bilim insanları ayrıca diğer psikedelik bileşiklerin benzer faydalar sağlayıp sağlamadığını görmek için de araştırmalar yapmalıdır.

Pretreatment with the psychedelic DOI mitigates LPS-induced hippocampal inflammation and behavioral impairments in mice

,” Michael Fiorillo ve Javier González-Maeso tarafından yazılmıştır.

İlginizi Çekebilir: Statünler kalp sorunlarını azaltıyor ancak yaşlılarda sakatlığı önlemiyor →
Kaynak: PsyPost ↗