Brain bölgesindeki hasar, kişinin içsel düşünce ve anıları aracılığıyla dikkatini dış dünyadan uzaklaştırma yeteneğini sınırlar.

Neuropsychologia dergisinde yayınlanan küçük bir çalışma, belirli bir beyin bölgesinin hasarının, bir kişinin zihinsel gezinme yeteneğini sınırladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, bu frontal beyin bölgesinin, dikkati mevcut andan uzaklaştıran içsel düşünceleri ve anıları üretmek için gerekli olduğunu tespit etti.

İnsan beyni sıklıkla çevresel uyaranlardan bağımsız olarak geleceği planlama veya geçmiş olayları hatırlama gibi içsel konulara odaklanır. Psikologlar bu olguya “stimulus-bağımsız ve görevle ilişkisiz düşünce” olarak adlandırır, ancak daha yaygın olarak “zihinsel gezinme” olarak bilinir.

Beyin görüntüleme çalışmaları, zihinsel gezinin “varsayılan mod ağını” (default mode network) ile ilişkilendirmiştir. Bu, bir kişinin dinlenirken veya içsel zihinsel süreçlerle meşgulken aktif olan birbirine bağlı beyin bölgelerinden oluşan bir yapıdır. Bu ağdaki önemli bir bölge, beynin ön kısmında yer alan ventromedial prefrontal kortekstir (vmPFC).

Önceki araştırmalar, vmPFC’ye verilen hasarın zihinsel gezmeyi azalttığını göstermiştir, ancak tam mekanizma hala belirsizdi. Bilim insanları, bu beyin bölgesinin gerçekten içsel düşünceleri ürettiği mi yoksa sadece kişinin kendi düşüncelerinin farkında olmasına mı izin verdiği konusunda tartışma yürütmüştür. İtalya’daki Bologna Üniversitesi’nden Elisa Ciaramelli liderliğindeki bir araştırmacı ekibi, bu hipotezleri test etmek için bir deney tasarladı.

Eğer vmPFC sadece kişinin kendi düşüncelerinin farkındalığını kontrol ediyorsa, bu bölgedeki hasar bireylerin tüm türdeki dikkat dağıtıcı unsurları daha az bildirmesine neden olurdu. Ancak, eğer bu bölge içsel düşüncelerin üretilmesinden sorumluysa, hastalar zihinsel gezinme yeteneğini kaybederken dışsal dikkat dağıtıcı unsurların farkında olmayı sürdürürdü. Araştırmacılar, bu ayrımı anlamak için 42 katılımcıyla küçük bir çalışma yürüttü.

Çalışma grubunda, vmPFC’ye lokalize hasar olan dokuz hasta ile beyinlerinin diğer bölgelerinde hasar bulunan 14 hastadan oluşan bir kontrol grubu ve sağlıklı 19 yetişkinden oluşan ikinci bir kontrol grubu yer aldı.

Deneyin ilk aşamasında, katılımcılar bilgisayar üzerinde tekrarlayan bir dikkat görevi gerçekleştirdi. Ekran üzerindeki desenleri izlediler ve dikey çizgilerin düzenli olarak ortaya çıktığı durumlarda bir düğmeye bastılar.

Yaklaşık her 40 denemede, program durakladı ve katılımcılardan dikkatlerinin ne kadar dağıldığını değerlendirmelerini istedi. Katılımcılar, dikkatinin dağılırsa bunun nedenini (içsel düşünce, görevle ilgili bir düşünce veya dışsal bir uyaran) belirtmeleri istendi. İçsel bir düşünceyi belirttiklerinde, bu düşüncenin geçmişe, şimdiki zamana veya geleceğe odaklanıp odaklanmadığını da belirtmeleri gerekiyordu.

vmPFC’ye hasar verilen hastalar, sağlıklı yetişkinler ve diğer beyin hasarlı hastalara kıyasla çok daha az içsel düşünce bildirdi. Özellikle geçmişe ve geleceğe yönelik zihinsel gezinme yeteneklerini kaybettiler. Bu hastalar, diğer gruplar gibi aynı düzeyde görevle ilgili düşünceleri ve dışsal dikkat dağıtıcı unsurları deneyimlediler. Bu durum, beyinlerinin hala ana aktiviteden uzaklaşabildiğini, ancak gerçek zihinsel gezinme için gerekli olan içsel zihinsel içeriğe sahip olmadığını gösterdi.

Deneyin ikinci aşamasında, “cue” olarak adlandırılan kelimeler (örneğin, “deniz kenarı”) ekranda belirdi. Bu kelimelerin, katılımcıların otobiyografik anıları ve zihinsel gezinme düşünceleri için tetikleyici görevi görmesi amaçlanmıştı. Cue kelimeleriyle tetiklenen zihinsel gezinme durumunda bile, vmPFC’ye hasar verilen hastalar sağlıklı yetişkinlere kıyasla daha az içsel düşünce ürettiler.

Sonuçlar, vmPFC’nin spontane olarak içsel olayların oluşturulması için gerekli olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bu beyin bölgesinin olmaması durumunda, bir kişinin dikkatinin içe dönme olasılığının daha düşük olduğunu öne sürdüler. Bu bulgu, vmPFC’nin hayal gücünü besleyen zihinsel sahnelerin oluşturulmasına yardımcı olduğu fikrini desteklemektedir. Hastaların dışsal dikkat dağıtıcı unsurların farkında olmayı sürdürebilmesi, zihinsel gezinme yeteneklerinin kaybının genel bir düşünce izleme başarısızlığından kaynaklanmadığını göstermektedir.

Çalışmanın küçük örnek boyutu, istatistiksel analizlerin hassasiyetini sınırlamıştır, bu da hasta grupları arasındaki ince farklılıkların tespit edilmemiş olabileceği anlamına gelmektedir. Çalışma formatı, katılımcıların bilgisayar tarafından yönlendirildiğinde bile kendi düşüncelerini kategorize etmeleri gerekmektedir.

Gelecekteki araştırmalar, insanların spontane olarak kendilerini hayal kurarken yakaladıkları durumları ölçmeye odaklanmalıdır. Bu, insan dikkatinin farklı yöntemlerle nasıl ölçüldüğünü daha iyi anlamaya yardımcı olacaktır. Ayrıca, bu tür beyin hasarının günlük yaşamı nasıl etkilediği de araştırılabilir. Zihinsel gezinme yeteneğinin azalması, geleceğe yönelik planlama, geçmiş deneyimlerin değerlendirilmesi ve yaratıcı problem çözme gibi becerileri olumsuz etkileyebilir.

Çalışma, “vmPFC hasarı zihinsel gezinmeyi azaltır, ancak diğer dikkat dağıtıcı düşünce türlerini değil” başlığıyla vmPFC damage reduces mind-wandering, but not other classes of off-task thought yayınlanmıştır ve Elisa Ciaramelli, Virginia Pollarini, Andrea Crisafulli, Alessia Ferretti ve Manila Vannucci tarafından yazılmıştır.

İlginizi Çekebilir: İnsanlar, Yapay Zeka Destekli İletişimde Kendilerinin ve Başkalarının Kullanımı Hakkında Farklı Beklentilere Sahip →
Kaynak: PsyPost ↗