Neden bazı çocuklar stresli olaylardan sonra ADHD geliştirirken diğerleri yapmaz?

Stresli yaşam olaylarına maruz kalan çocuklarda DEHB semptomları gelişme riski daha yüksek olabilir ancak yeni bir çalışma, hassasiyetin kısmen ailenin ruh sağlığına, genetik riske ve beyin gelişimine bağlı olduğunu öne sürüyor. Bu bulgular ‘da yayınlandı.

DEHB genellikle dikkat, dürtüsel davranış ve aktivite düzeyleriyle ilgili zorluklarla ilişkilidir. Araştırmacılar hem kalıtsal faktörlerin hem de çevresel deneyimlerin DEHB’ye katkıda bulunduğunu uzun zamandır biliyorlar. Çocukluk dönemindeki şiddet, ciddi kazalar veya diğer büyük aksaklıklar gibi stresli olaylar, duygusal gelişimi ve dikkat ve öz kontrolle ilgili beyin sistemlerini etkileyebilir.

Ancak strese maruz kalmak DEHB için doğrudan bir açıklama değildir. Bazı çocuklar stresli deneyimlerden sonra önemli zorluklar yaşarken, diğerleri nispeten dirençli görünmektedir. Yeni çalışma, bu farklılıkları açıklayabilecek faktörleri belirlemeyi amaçladı.

Seul Ulusal Üniversitesi’nden Seung Yun Choi liderliğindeki araştırma ekibi, Ergen Beyin Bilişsel Gelişimi çalışmasının verilerini inceledi. İlk grup, çalışmanın başlangıcında yaklaşık 9,9 yaşında olan ve yüzde 46,8’i kadın olan 6.303 çocuğu içeriyordu. Çocuklar bir yıl ve iki yıl sonra tekrar değerlendirildi.

Araştırmacılar, DEHB belirtileri, stresli yaşam olayları, ebeveynlerin zihinsel sağlık sorunları, genetik ölçümler ve beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar dahil olmak üzere çeşitli bilgi türlerini değerlendirdi. Choi ve meslektaşları daha sonra bu faktörler arasındaki karmaşık ilişkileri incelemek için gelişmiş bir veri analizi biçimi olan makine öğrenimi yaklaşımını kullandılar.

Sonuçlar, stresli deneyimlerin her iki takip noktasında da artan DEHB belirtileriyle ilişkili olduğunu ortaya çıkardı. Ancak bu ilişkinin boyutu çocuklar arasında önemli ölçüde farklılık gösteriyordu. Bir yıllık takipte, en savunmasız olduğu düşünülen çocuklarda daha yüksek düzeyde ebeveyn depresyonu ve ebeveyn DEHB görüldü. Ayrıca sigara içme davranışıyla ilgili genetik ölçüm açısından da düşük riskli çocuklardan farklıydılar.

Gruplar arasındaki fark önemliydi. Bir yılda stresli olayların tahmini etkisi, en yüksek risk grubunda en düşük risk grubuna göre iki kat daha fazlaydı. İki yıl sonra da benzer bir tablo gözlendi.

Yazarlar, bulgularının “erken yaşam stresinin ardından gelişen DEHB belirtilerine karşı savunmasız veya dirençli çocukları belirlemek için çevresel, genetik ve sinirsel değişkenleri entegre etmenin önemini vurguladığını” vurguladı.

Bulgular, bir çocuğun DEHB geliştirip geliştirmeyeceğini genlerin belirlediği veya ailedeki zihinsel sağlık sorunlarının kaçınılmaz olarak semptomlara yol açtığı anlamına gelmiyor. Bunun yerine, çocukların stresli ortamlara ne kadar güçlü tepki verdiklerinin farklı olabileceğini öne sürüyorlar. Aile desteği, erken yardım ve ebeveynlerin ruh sağlığı sorunlarının tedavisi bu nedenle önlemenin önemli parçaları olabilir.

Çalışmanın çeşitli sınırlamaları vardır. Örneğin, yazarların kullandığı stresli yaşam olaylarının tanımı, maruz kalma düzeyine dayanmaktadır; bu, bu deneyimlerin öznel yoğunluğunu yeterince yansıtamayabilir.

Çalışma, “Stresli yaşam olaylarının çocukluk çağı DEHB’sine etkisinde bireysel farklılıklar: genetik, sinirsel ve ailesel katkılar“, Seung Yun Choi, Jinwoo Lee, Junghoon Park, Eunji Lee, Bo-Gyeom Kim, Gakyung Kim, Yoonjung Yoonie Joo ve Jiook Cha tarafından yazılmıştır.