Üniversite Öğretim Kadrosunda Amaç Duygusu Olanlar, İş Tatmininde Daha Mutlu

Derin bir mesleki tutku hisseden üniversite öğretim üyelerinin, günlük görevlerine katılım düzeyleri daha yüksek olduğu ortaya kondu. Bu yoğun bağlılık, öğretmenlerin üniversitelere olan bağlılıklarının ve işlerinden duydukları memnuniyetin bir sonucu olarak şekilleniyor. Bu bulgular, yakın zamanda Frontiers in Psychology dergisinde yayımlandı.

İş katılımı, çalışanların enerjik, özverili ve görevlerine tamamen odaklanmış olduğu psikolojik bir durumdur. Yüksek katılım düzeyine sahip kişiler genellikle anlamlılık ve heves duygusu yaşar ve işlerine bu kadar yoğunlaşabilirler ki zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmezler. Kariyer tutkusu ise, bireylerin işlerini sadece geçim kaynağı olarak değil, daha yüksek bir amacı yerine getirme yolu olarak gördükleri derin bir içsel dürtüdür. Araştırmacılar Yulong Guo (Harbin Mühendislik Üniversitesi) ve Mengshi Zhang (Northeast Ormancılık Üniversitesi), bu içsel dürtünün günlük mesleki coşkuyla nasıl ilişkili olduğunu anlamak istemişlerdir. Onlar, özellikle Çin’deki ideolojik ve politik teori öğretmenleri olarak bilinen bir öğretim üyesi grubuna odaklanmışlardır. Bu öğretmenler, üniversite düzeyinde Marksist teoriyi ve devlet ideolojisini öğretmektedir.

Bu özel öğretmenlerin motivasyon kaynakları üzerine yapılan önceki araştırmalar genellikle dışsal faktörlere veya günlük rutinlerinin nasıl organize edildiğine odaklanmıştır. Guo ve Zhang, bu öğretmenlerin çalışma alışkanlıklarının altında yatan içsel, psikolojik faktörleri araştırmak istemişlerdir. Onlar, insanlarda özerklik, yetkinlik ve aidiyet duygusu gibi temel psikolojik ihtiyaçların olduğu varsayımına dayanan “öz-yönlendirme teorisi” olarak bilinen bir çerçeveyi kullanmışlardır. Bu teoriye göre, kariyer tutkusu yaşayan kişiler, işleri aracılığıyla bu temel ihtiyaçları karşılar. İş, dışsal bir talep yerine kişisel bir seçim gibi hissedilir ve bu da özerklik sağlar. Başarıya ulaşma arzusu, becerileri geliştirmeye yöneltir ve yetkinlik duygusunu pekiştirir. Ayrıca, günlük görevleri daha geniş bir toplumsal amaca bağlamak, aidiyet duygusunu güçlendirir. Araştırmacılar, bu ihtiyaçların karşılanmasının öğretmenlerin okullarına daha bağlı hissetmelerine neden olacağını teorileştirmişlerdir.

Ayrıca araştırmacılar, insan davranışının kaynakların karşılıklı değişimi olarak tanımlanan sosyal değişim teorisinden de yararlanmıştır. Bir kuruluş destekleyici bir ortam sağladığında, çalışanın da bu iyiliğe karşılık verme yükümlülüğü doğar. Bu bağlamda, araştırmacılar güçlü bir kariyer tutkusunun öğretmenlerin işlerinden daha memnun olmasına neden olabileceğini ve bunun da öğretmenlerin ders planlarına ve öğrencilerle olan etkileşimlerine daha fazla enerji katmalarına yol açacağını varsaymışlardır.

Bu fikirleri test etmek için araştırmacılar, elektronik bir anket kullanarak “kar küresi örnekleme” yöntemiyle veri topladılar. Anketi kendi profesyonel ağlarındaki öğretmenlere gönderdiler ve bu kişilerden de diğer meslektaşlarına iletmelerini istediler. Anket, katılımcılardan kariyer tutkusu, üniversiteye olan bağlılık, iş tatmini ve günlük çalışma katılımı gibi dört farklı kavram hakkındaki duygularını derecelendirmelerini istemiştir. Çalışma katılımı ölçeği özellikle bir öğretmenin fiziksel enerjisi, duygusal özverisi ve zihinsel odaklanması ölçülmüştür. İş tatmini ölçeği ise hem işin içsel yönleriyle ilgili memnuniyeti hem de çalışma ortamı gibi dışsal koşullarla ilgili memnuniyeti ölçmüştür.

Bir ay sonra araştırmacılar, Çin’deki 13 il ve belediyedeki üniversitelerden toplamda 1.428 geçerli yanıt topladılar. Katılımcılar farklı yaş gruplarından, eğitim seviyelerinden ve akademik unvanlardan oluşmaktaydı. Yaklaşık %58’i yüksek lisans derecesine, %22’si ise doktora derecesine sahipti.

Araştırmacılar, istatistiksel modelleme yazılımı kullanarak anket yanıtları arasındaki ilişkileri analiz ettiler. Özellikle üniversiteye olan bağlılığın ve iş tatmininin bir öğretmenin kariyer tutkusunun çalışma katılımına nasıl etki ettiğini anlamaya çalıştılar. Analizler, daha yüksek bir kariyer tutkusunun daha yüksek çalışma katılımıyla yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Kariyerlerini derin bir kişisel görev olarak gören öğretmenlerin, derslerine ve araştırmalarına daha fazla enerji ve odaklama gösterdikleri bulunmuştur. Veriler ayrıca üniversiteye olan bağlılığın ve iş tatmininin de bu ilişkinin ara adımları olarak çalıştığını göstermiştir. Öğretmenler güçlü bir kariyer tutkusuna sahip olduklarında, üniversitelerine karşı daha derin bir sadakat duygusu besleme olasılıkları daha yüksektir. Bu sadakatin de daha yüksek çalışma katılımını öngördüğü görülmüştür.

Benzer şekilde, güçlü bir kariyer tutkusunun daha yüksek genel iş tatminiyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Bu iş tatmininin de daha yüksek çalışma katılımını öngördüğü ortaya çıkmıştır. İstatistiksel modeller ayrıca dört kavramı birbirine bağlayan sıralı bir zincir olduğunu göstermiştir. Güçlü bir kariyer tutkusunun üniversiteye olan bağlılığı artırdığı, bu bağlılığın da iş tatminini yükselttiği ve son olarak bu yüksek iş tatminin en üst düzeyde çalışma katılımını sağladığı görülmüştür.

Araştırmacılar, soyut bir amaç duygusunun somut çalışma alışkanlıklarına nasıl dönüştüğünü anlamada bu çok aşamalı yolun yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Bir öğretmenin düşünce yapısının okuluna bakış açısını şekillendirdiği, bu bakış açısının günlük ruh halini etkilediği ve bunun da günlük çabaya yön verdiği vurgulanmıştır.

Çalışma, verilerin tek bir zaman diliminde toplandığı “kesitsel” bir tasarım kullanmaktadır. Bu nedenle istatistiksel modeller sadece farklı psikolojik durumlar arasındaki ilişkileri gösterebilir, nedensellik zincirini belirleyemez. Gelecekteki araştırmaların öğretmenleri uzun yıllar boyunca takip ederek, bir kişinin kariyer tutkusundaki değişikliklerin çalışma alışkanlıklarını nasıl etkilediğini anlamaya çalışması gerekmektedir. Ayrıca öğretim deneyimi veya okul kaynakları gibi diğer faktörlerin de sonuçları etkileyebileceği unutulmamalıdır.

Veriler tamamen katılımcıların kendi bildirimlerine dayanmaktadır. Bu durum, katılımcıların kendilerini daha iyi veya daha özverili çalışanlar olarak gösterme eğiliminde oldukları durumlarda önyargılara yol açabilir. Ayrıca, katılımcıları toplamak için kullanılan “kar küresi örnekleme” yöntemi, benzer profesyonel ağlara sahip kişilerden oluşan bir grubu temsil edebilir ve bu da sonuçların tüm öğretmenleri ne kadar iyi temsil ettiğini sınırlayabilir.

Çalışma örneğinin yaklaşık %75’i kadınlardan oluşmaktadır. Bu durum, üniversite öğretim üyeleri arasındaki genel cinsiyet dağılımıyla tam olarak eşleşmemektedir. Bu dengesizliğin, erkek ve kadın öğretmenlerin kariyer tutkusunu nasıl deneyimlediğindeki farklılıkları gizleyebileceği unutulmamalıdır. Gelecekteki çalışmaların rastgele örnekleme kullanması ve öğrenci geri bildirimi veya araştırma çıktıları gibi objektif performans ölçütlerini dahil etmesi, daha geniş bir resim elde etmek için faydalı olabilir.

Çalışma, “İdeolojik ve politik teori öğretmenlerinin kariyer tutkusunun üniversiteye bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkisi: Bağlayıcı etki” başlığıyla Yulong Guo ve Mengshi Zhang tarafından yazılmıştır.

Google Tercih Edilen Kaynak
Google’da bizi favori kaynaklarınıza ekleyin
Son dakika gelişmelerini ve yeni haberleri Google Keşfet’te anında görün

Google’da Takip Et