Yüksek miktarda kafein tüketenlerin uyku süresi kısalıyor ancak daha derin uyuyor: Yeni araştırma

Yeni bir araştırmaya göre, günde dört veya daha fazla kafeinli içecek tüketen kişilerin, üç veya daha az kafeinli içecek tüketenlere kıyasla toplam uyku süresi daha kısa olabilir. Araştırmacılar, istatistiksel modellere göre uyku süresindeki azalmanın 11 ila 229 dakika arasında değiştiğini tahmin ederken, bu tahminlerin muhtemelen gerçekçi olmadığını ve daha güvenilir sonuçların geceye yaklaşık 11 ila 13 dakikalık bir azalmaya işaret ettiğini belirtmiştir. Bu çalışma, ”

” dergisinde yayınlanmıştır.

Kafein, yüzyıllardır insan diyetlerinin bir parçasıdır. Günümüzde dünyanın en yaygın kullanılan psikoaktif maddedir. Kafein doğal olarak kahve, çay ve çikolata gibi gıdalarda bulunur ve birçok enerji içeceğinde kullanılır. Bu nedenle, düzenli kafein tüketimi oldukça yaygındır.

İnsanlar genellikle kafeinli içecekleri daha uyanık ve enerjik hissetmek, konsantrasyonu artırmak veya strese başa çıkmak için tüketirler. Ayrıca, bu içeceklerin tadını sevdikleri ve sosyal etkileşimi kolaylaştıran geleneksel ritüellerin bir parçası oldukları için de tüketilirler. Kafein kullanımının bu kadar yaygın olması, sağlık üzerindeki olası etkilerinin önemli bilimsel araştırmalara konu olmasına neden olmuştur.

Kafein tüketimiyle ilgili en önemli konulardan biri uyku konusudur. Uyku, hafıza ve duygusal düzenleme ile bağışıklık ve kardiyovasküler fonksiyonlar gibi temel süreçleri destekler. Ancak, araştırmalar kafeinin uykuya dalmayı zorlaştırabileceğini, uyku süresini kısaltabileceğini, uyku verimliliğini azaltabileceğini ve uykunun derinliğini ve yapısını değiştirebileceğini göstermiştir.

Ayrıca, insanlar tarafından uyanıklığı artırmak ve yorgunluğu gidermek için kullanılan maddelerin etkileri düzenli olarak incelenir ve bu araştırmalar genellikle kafeinin etkilerini de değerlendirir. Ancak, bu alandaki çoğu kanıt, kontrollü laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Bu çalışmalar, genellikle düzenli kafein tüketen kişilerin geçici olarak kafeinden uzaklaştığı veya deneysel bir tedavi olarak kafein aldığı durumları içerir ve bunlar günlük tüketim alışkanlıklarından farklı olabilir.

Çalışmanın yazarı Benjamin Stucky ve meslektaşları, habitüel kafein alımının uyku kalitesi üzerindeki nedensel etkisini tahmin etmek amacıyla bir Mendelyan randomizasyon çalışması gerçekleştirdiler. Mendelyan randomizasyon çalışmaları, incelenen bir özellik ile ilişkili doğal olarak ortaya çıkan genetik farklılıkları kullanarak, o özelliğin sonuc üzerinde nedensel bir etkiye sahip olup olmadığını test eder. Bu durumda, araştırmacılar farklı habitüel kafein tüketim seviyelerinin hem objektif hem de subjektif uyku özellikleriyle olan ilişkisini değerlendirmek istemişlerdir.

Çalışma yazarları, genetik verileri kullanarak çeşitli gen varyantları ile kafein alımı arasındaki ilişkiyi UK Biobank verilerinden ve her bir gen varyantı ile objektif ve subjektif olarak ölçülen uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi HypnoLaus verilerinden elde ettiler. Ayrıca, çalışma yazarları genetik verilere ek olarak, günde tüketilen kafeinli içecek sayısı ve uyku özellikleri gibi verilere de yer verdiler.

Uyku özellikleri arasında toplam uyku süresi, uykuya geçiş süresi (uykuya dalma zamanı), gece boyunca uyanmaların sayısı, REM uykusunun toplam uyku süresine oranı ve beyin aktivitesini ölçen EEG verileri yer alıyordu. Katılımcılar ayrıca uyku kalitesi (Pittsburgh Sleep Quality Index), gündüz yorgunluğu (Epworth Sleepiness Scale) ve sabah insanı/akşam insanı olma eğilimi (Morningness-Eveningness Questionnaire) hakkında da bilgi verdiler.

Sonuçlar, katılımcıların öznel olarak değerlendirdikleri uyku kalitesi ve sabah insanı/akşam insanı olma eğiliminin, tüketilen kafeinli içecek miktarıyla ilişkili olmadığını gösterdi. Ancak, istatistiksel modeller dört veya daha fazla kafeinli içecek tüketenlerin, üç veya daha az tüketenlere kıyasla toplam uyku süresinin daha kısa olduğunu ortaya koydu.

Tahmin edilen uyku süresindeki azalma 11 ila 229 dakika arasında değişti. Ancak araştırmacılar, bu aralığın yüksek ucunun, genetik modellemedeki istatistiksel belirsizlik nedeniyle aşırı tahmin edildiğini belirtiyorlar. Dikkat çekici bir şekilde, yüksek miktarda kafein tüketenlerdeki uyku kısalığı, derin non-REM uykusu ile karakterize ediliyordu (bu durum, delta gücü olarak bilinen belirli bir beyin aktivitesi paterniyle gösteriliyordu).

“Veriler, yüksek miktarda kafein tüketiminin genel popülasyonda uyku özelliklerini değiştirdiğini ancak uyku-uyanıklık düzenlemesinin temel fizyolojik prensiplerini koruduğunu gösteriyor” şeklinde bir sonuca varıldı. Başka bir deyişle, insanlar daha az uyurken, vücutlar doğal homeostatik dengeyi korumak için daha derin uyuyarak telafi ediyor.

Bu çalışma, kafeinin uyku kalitesi üzerindeki olası etkileri hakkında bilimsel anlayışı artırmaktadır. Ancak, çalışmanın temel verisi olan günde tüketilen kafeinli içecek sayısı gibi bilgilerin öznel olarak raporlanması nedeniyle, sonuçların üzerinde geri çağırma hatası ve tahmin hataları bulunabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, çalışma farklı türlerdeki kafein miktarlarını dikkate almadığı için de bazı sınırlamalar içeriyor.

Çalışma, ”

Toplum temelli kanıtlar” dergisinde yayınlanmıştır ve Benjamin Stucky, Leonard Henckel, Marloes H. Maathuis, José Haba-Rubio, Pedro Marques-Vidal, Francesca Siclari, Raphaël Heinzer ve Hans-Peter Landolt tarafından yazılmıştır.

Kaynak: PsyPost ↗