
Farmasötik doktor ve onkoloji uzmanı Matthew Lei, FDA’nın onayladığı cilt altı isatiksip-irfc (Sarclisa Escena) formülünü ve CirCLIQ cihazıyla uygulanmasını değerlendiriyor. Bu yeni uygulama, miyelom tedavisinde önemli bir dönüm noktası olabilir.
Boston’daki Massachusetts General Hospital’da görevli klinik onkoloji farmasisti Matthew Lei, bu özel yayında, yakın zamanda FDA tarafından onaylanan cilt altı isatiksip-irfc (Sarclisa Escena) formülünü ve CirCLIQ adlı cihazla uygulanmasını detaylı bir şekilde inceliyor. Bu yeni yaklaşımın, miyelom tedavisinde ne gibi değişiklikler getirdiğini açıklıyor. Özellikle dikkat çeken nokta, formülasyon seviyesindeki değişiklikler: hyaluronidaz içermeyen, sabit 1400 mg/10 mL dozaj.
İsatiksip’in benzersiz bağlanma epitobu ve kompleman bağımsız sitotoksisitesi sayesinde, özellikle 1q21 anormalliklerine sahip hastalarda (ön tedavi gören miyelom hastalarının %40-50’sini oluşturuyor) mekanistik bir avantaj sağlayabileceği belirtiliyor. Bu durumun, klinik sonuçları nasıl etkilediği ise 3. faz IRAKLIA çalışmasında gözler önüne serildi. Çalışmada, cilt altı ve intravenöz (IV) isatiksip uygulamalarının benzer yanıt oranlarına yol açtığı (%71,1’e karşı %70,5), ancak cilt altı uygulamanın infüzyon reaksiyonlarını önemli ölçüde azalttığı (%1,5’e karşı %20) gösterildi.
Matthew Lei, daha sonra bu yeni formülün klinik uygulamadaki avantajlarına odaklanıyor. Cilt altı enjeksiyon, hastaya bağlı olmayan, basınç kontrollü bir uygulama imkanı sunarken, erken dönemde elde edilen hasta ve doktor tercih verileri, bu yöntemin hem intravenöz (IV) uygulamalara hem de manuel cilt altı enjeksiyonlara göre daha fazla kabul gördüğünü gösteriyor. Ancak, bu yeni yaklaşımın eczane ve hemşirelik süreçlerinde bazı değişiklikler gerektirdiği de belirtiliyor: soğuk zincir depolama, hemşire eğitimi ve tıbbi faturalandırmadan reçete faturalandırmaya geçiş gibi.
Matthew Lei, ayrıca cilt altı isatiksip ile cilt altı daratumumab’ın karşılaştırılmasını yapıyor. Bu iki ilacın rekabetten ziyade, miyelom tedavisinde kullanılabilecek farklı araçlar olduğu vurgulanıyor. Son olarak, en büyük faydanın hastalar için daha az ağrılı bir tedavi seçeneği sunması olduğu belirtiliyor. Özellikle indüksiyon, konsolidasyon ve bakım tedavisi gören hastalarda bu durumun yaşam kalitesini artırabileceği ifade ediliyor.