
Laura J. Maursetter, Division of Nephrology’den Dr. Laura J. Maursetter, tutuklu hastalarda kronik böbrek hastalığı (KBH) taraması, transplantasyon erişimi ve eğitim için standart protokollerin önemini vurguluyor. Tek bir görüşme bile, tutuklu hastaların sonuçlarını önemli ölçüde değiştirebilir.
Maursetter, hastalarla erken dönemde böbrek hastalığı teşhisi konulduğunda konuşma fırsatı bulduğunu belirtiyor. Bu ziyaretlerde, kan basıncını kontrol etmenin veya diyeti değiştirmenin önemini anlatıyor. “Belki de bu hastalar, cezaevi dışında bu bilgileri sürdüremeyecekler,” diyor. “Ancak en azından onlara bu konuların önemli olduğunu söylemiş oluyoruz.”
Maursetter, rutin bakımlarda kolesterol testlerinin yaygın olmasına rağmen, böbrek fonksiyonu ve protein taramalarının yeterince yapılmadığına dikkat çekiyor. Ne zaman bir nefroloğun dahil edilmesi gerektiği konusunda daha net yönergeler ve özellikle transplantasyon erişimi için standartlar olması gerektiğini savunuyor.
“Bana göre, bir kişinin nerede tutuklu olduğuna veya ceza süresinin uzunluğuna bakılmaksızın, sağlık hizmetleri her yerde aynı kalmalıdır,” diyor. Transplantasyon bekleme sürelerinin de adil olmasını sağlamanın önemli olduğunu belirtiyor.
Maursetter, kurumunun cezaevi sağlığına odaklı bir müfredat geliştirdiğini ve öğrencilere bu alanda rotasyonlar sunduğunu söylüyor. Amaç, gelecekteki klinisyenlerin bu hasta grubunu tedavi etmede daha rahat olmalarını sağlamak.
Maursetter, nefroloji alanının diğer uzmanlık dallarına göre daha küçük olduğunu ve bu nedenle dezavantajlı gruplara yönelik savunma çalışmalarında sınırlı kaynaklara sahip olduklarını belirtiyor. Tutuklu hastaların da bu çabalarda yeterince temsil edilmediğini vurguluyor.
Maursetter, Amerikan Nefroloji Derneği’ndeki (ASN) bir konuşmanın ardından aldığı olumlu tepkilerden bahsederek, daha fazla farkındalık yaratma fırsatları olduğuna inanıyor. “Umarım, bu tür durumların daha fazla dikkat çekmesi ve bu hasta grubunun da hak ettiği ilgiyi görmesi sağlanır,” diyor.