
Münih, Almanya’da düzenlenen ESC (Avrupa Kardiyoloji Derneği) Kongresi 2026’nın ilk günü, kardiyoloji pratiğini şekillendirecek önemli haberlere sahne oldu. Bu haberler arasında, iki büyük kılavuzun güncellenmesi, bir faz 3 çalışmanın başarısız olması ve klinik uygulamalar için doğrudan sonuçları olan iki farklı çalışma yer aldı.
ESC ve Avrupa Böbrek Derneği (ERA), kardiyovasküler hastalıklar (KVD) ve kronik böbrek hastalığı (KBH) arasındaki ilk ortak kılavuzlarını yayınladı. Bu kılavuza göre, yeni KVD tanısı konulan tüm hastalarda hem glomerüler filtrasyon hızı (GFR) hem de idrar albümin/kreatinin oranının (uAKR) kullanılmasıyla KBH taraması yapılması öneriliyor.
Kılavuz, STAMP on KBH çerçevesini temel alıyor ve lipid düzeylerine bakılmaksızın statin tedavisi, ACE inhibitörü veya anjiyotensin reseptör blokerine (ARB) ek olarak bir sodyum-glikoz kotransportör 2 (SGLT2) inhibitörü ile tedavi öneriliyor. Ayrıca, KBH, tip 2 diyabet ve albüminürisi olan hastalarda finerenon ve semaglutidin birlikte kullanılması tavsiye ediliyor.
Güncellenen ESC kalp yetmezliği kılavuzları, hafif derecede azalmış ejeksiyon fraksiyonuna (HFmrEF) sahip hastaları bu kategoriden çıkarıyor. Bunun yerine, iki temel fenotip (korunmuş ejeksiyon fraksiyonu [HEF] ve azaltılmış ejeksiyon fraksiyonu [REF]) yeniden tanımlanıyor ve ABD’deki risk katagorilerine benzer şekilde dört aşamalı bir risk kategorisi sistemi getirilerek, “akut kalp yetmezliği” yerine “dekompanse kalp yetmezliği” ifadesi kullanılıyor. Ayrıca, kılavuz yönlendirmeli tıbbi tedavi (GDMT), ek netlik sağlamak için temel tıbbi tedavi (FMT) ve ek tıbbi tedavi (AMT) olarak ikiye ayrılıyor.
CARDIO-TTRansform faz 3 çalışmasının birincil etkinlik noktasını karşılayamadığı belirtildi. Bu çalışma, transtiretinin amiloid kardiyomiyopatisine (ATTR-CM) sahip 1432 hastada, eplonteresen ile plasebo arasında 140 hafta boyunca anlamlı bir fark olmadığı gösterildi (risk oranı, 0,89; %95 güven aralığı, 0,73-1,09; P = 0,277). Ancak, çalışmada, başlangıçta stabilizatör tedavisi almayan hastalarda eplonteresenin monoterapi olarak kullanıldığında bir fayda sağladığı ve stabilizatörlerle birlikte kullanıldığında ek bir fayda sağlamadığı belirtildi.
Aficamten’in non-obstruktif hipertrofik kardiyomiyopati (nHCM) üzerindeki etkilerini değerlendiren ACACIA-HCM faz 3 çalışmasının sonuçları, aficamtenin Kansas City Kardiyomiyopati Anketi Klinik Özeti Puanında (11,4 vs 8,4 ile plasebo; P = 0,02) ve maksimum oksijen tüketiminde (0,64 mL/kg/min vs -0,03 ile plasebo; P = 0,003) anlamlı iyileşme sağladığını gösterdi. Tedaviye rağmen sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun %50’nin altına düşmesi durumunda bile tedavi kesilmedi ve doz ayarı yapılarak bu durum yönetildi.
Orta düzeyde risk taşıyan atrial fibrilasyonlu hastalarda yapılan ilk randomize çalışmada, direkt oral antikoagülan (DOA) tedavisi (apixaban veya rivaroxaban) kullanan hastaların, tedavi almayanlara kıyasla inme, sistemik emboli, majör kanama ve kardiyovasküler ölüm riskinde %69 daha düşük olduğu görüldü (0,5% vs 1,5%; P = 0,028; HR, 0,31; %95 güven aralığı, 0,1-0,94). Her iki grupta da majör kanama oranları arasında bir fark olmadığı belirtildi.
HCPLive’e abone olarak, yeni tedaviler, çalışma verileri ve uzman görüşleri hakkında güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.