Gece Kuşlarının Riskleri: D vitamini eksikliği ve obezite arasında bağlantı mı var?

Kronotip, bir kişinin uyanık veya uykuya dalma eğilimini ifade eder. Bu özellik, beslenme alışkanlıkları ve diğer sağlık sonuçlarıyla ilişkili olabilir. Bir araştırmada, gece kuşu olan kadınların daha yüksek vücut yağ oranına sahip olma, daha az besleyici yiyecekleri tercih etme ve obezite riski altında olma olasılığının daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Uyanıklık veya uyku düzenlerinin metabolik sağlık üzerinde etkileri olabilir. Yakın zamanda yayınlanan bir Frontiers araştırması, kronotipin diyet, yemek yeme zamanları ve vücut kompozisyonu gibi faktörlerle nasıl ilişkili olduğunu incelemiştir.

Çalışmada, 250’den fazla kadının katılımıyla, gece kuşu olanların akşam saatlerinde daha fazla yemek yediği ve daha yüksek vücut yağ oranına sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, bu grupta kan şekeri sorunları ve daha kötü lipid profilleri de gözlemlenmiştir.

Araştırma, 18-45 yaş aralığındaki 287 Avrupa ve Yeni Zelanda kadınını kapsamıştır. Katılımcıların sağlıklı bir vücut kitle indeksine (VKİ) sahip olanlar veya obezite belirtileri gösterenler arasından seçilmiştir. Hamile olan veya iştahı etkileyebilecek ilaç kullanan katılımcılar araştırmadan çıkarılmıştır.

Katılımcılardan kan örnekleri alınmış, uyku düzenleri ve iş alışkanlıkları hakkında bilgi toplanmıştır. Ayrıca, vücut kompozisyonu ölçümleri yapılmış ve beş günlük yemek kayıtları tutulmuştur. Katılımcılara takılan cihazlarla aktivite seviyeleri ve uyku düzenleri takip edilmiştir.

Katılımcılar üç gruba ayrılmıştır: gece kuşu (gece insanı), sabah kuşu (sabah insanı) ve ara tür.

Gece kuşu grubundaki katılımcıların çoğunluğu Pasifik kökenliydi. Bu grupta ayrıca daha yüksek vücut kitle indeksi, bel çevresi, karın çevresi, visseral yağ oranı ve android yağ oranı da tespit edilmiştir. Android yağ, üst vücutta biriken yağa denir.

Gece kuşu grubunda bazı kan bileşenlerinin seviyeleri daha yüksekti. Sabah ve ara tür gruplarında ise bazı değerler daha yüksekti.

Gece kuşu grubunun günlük olarak tükettiği karbonhidrat miktarı diğer gruplara göre biraz daha fazlaydı. Ayrıca, bu grupta bazı vitaminlerin yanı sıra alkol ve kafein tüketimi de daha yüksekti.

Araştırmacılar, yemek yeme zamanlarının sonuçlar üzerindeki etkisini de incelemiştir. Gece kuşu olanların akşam saatlerinde daha fazla enerji alımı yaptığı ve karbonhidrat, yağ ve protein tüketiminin daha yüksek olduğu görülmüştür. Sabah ve ara tür gruplarında ise bu değerler sabah ve öğleden sonra daha yüksekti.

Analizlerde, gece kuşu grubunda yağ ve protein tüketiminin akşam saatlerinde hala daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Vücut kompozisyonunun etkileri de incelenmiştir. Yüksek vücut yağ oranına sahip olan ve aynı zamanda gece kuşu olanların enerji alımı daha düşük, karbonhidrat ve protein tüketimi daha azken, akşam ve gece saatlerinde enerji alımı daha yüksek ve karbonhidrat ile yağ tüketimi daha fazlaydı.

Araştırmacılar, gece kuşu olmanın “daha düşük enerji, karbonhidrat ve protein alımını gece/sabah saatlerinde gösterdiğini, ancak bu durum yalnızca yüksek vücut yağ oranına sahip kişilerde görüldüğünü ve akşam/gece saatlerinde daha yüksek yağ alımıyla tersine döndüğünü” belirtmiştir.

Ayrıca, daha geç uyuma saatlerinin bazı olumsuz sağlık belirteçleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Örneğin, insülin seviyeleri ve trigliseritler daha yüksekti. Akşamda daha fazla enerji alımının ise hemoglobin A1c gibi belirtilerle ilişkisi bulunmuştur.

Genel olarak, araştırmada gece kuşu olmanın bazı potansiyel sağlık riskleriyle ilişkili olduğu ve beslenme alışkanlıklarının da bu durumu etkileyebileceği gösterilmiştir. Örneğin, mikronutrient eksikliği, meyve ve sebze tüketiminin az olduğunu gösterebilir.

Medical News Today’ye konuşan endokrinoloji uzmanı Sura Alqaisi, “Yemek zamanlaması, toplam kalori alımının yanı sıra vücut yağ dağılımında ve metabolik sağlıkta önemli bir rol oynayabilir. Akşam kronotiplerinde trigliseritlerin, insülinin, HbA1c’nin ve leptinin daha yüksek olması ve HDL kolesterolün daha düşük olması, bu ilişkinin önemini vurgulamaktadır” demiştir.

Menlo Park Psychiatry & Sleep Medicine’den Alex Dimitriu ise “Bu çalışma, gece kuşu olanların genellikle akşam saatlerinde daha az sağlıklı yiyecekler tükettiğini, gece boyunca daha kısa bir oruç süresi olduğunu ve ayrıca sabah insanlarına göre daha yüksek VKİ ve vücut yağ oranına sahip olduklarını doğruluyor” şeklinde yorum yapmıştır.

Çalışma, belirli etnik kökenlere sahip kadınları kapsamıştır, bu nedenle sonuçlar diğer popülasyonlara genellenemez. Ayrıca, gece kuşu olanların çoğunluğunun Pasifik kökenli olması ve daha düşük sosyoekonomik koşullarda yaşaması nedeniyle, bu grubun sağlıklı gıdalara erişimi konusunda sınırlamalar olabilir.

Çalışmada kullanılan verilerin bir kısmı katılımcılar tarafından sağlanmıştır, bu da hatalara yol açabilir. Araştırmacılar, özellikle gece kuşu olanlarda beslenme verilerindeki hataların daha yaygın olabileceğini belirtmiştir.

Araştırmacılar, kronotipin iş ve kültür gibi birçok faktörden etkilendiğini vurgulamıştır.

Bu çalışma, gözlemsel bir çalışmadır, bu nedenle gece kuşu olmanın sağlık sorunlarına neden olduğunu kanıtlamaz. Daha uzun süreli çalışmalar, mevcut bulguları doğrulamak için gereklidir.

Bu çalışma, gece kuşu olmanın bazı potansiyel sağlık riskleriyle ilişkili olduğunu ve daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, gelecekteki araştırmaların “bireyselleştirilmiş sağlık müdahalelerinin” geliştirilmesine yardımcı olabileceğini belirtmiştir.

Bariatrik cerrahi uzmanı Mir Ali, “Bu durum, bazı kişilerin yemek saatlerini ayarlayarak vücut yağını azaltabileceği anlamına gelebilir. Hastalarıma genellikle karbonhidrat ve şeker alımını, özellikle de gece saatlerinde azaltmanın kilo vermeye yardımcı olacağını tavsiye ediyorum. Diyetin protein ve lifli sebzelerden oluşması en iyi yaklaşımdır” demiştir.

Alqaisi ise “Endokrinoloji açısından bu çalışma, kronotipin obezite, prediyabet, tip 2 diyabet veya metabolik sendrom gibi durumlarda beslenme değerlendirmesinin bir parçası olarak dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Hastaların ne yediğine odaklanmak yerine, ne zaman yedikleri de önemlidir. Genel olarak bu çalışma, bireyin sadece kalori alımının kısıtlanmasına değil, aynı zamanda kronotipine göre uyarlanmış bir beslenme yaklaşımına da ihtiyaç olduğunu desteklemektedir” şeklinde konuşmuştur.

PROMISE

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et