
Son araştırmalar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanılarının ve tedavi reçetelerinin dünya genelinde hızla arttığını gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında kamuoyu bilincinin yükselmesi, doktorların konuya olan hassasiyetinin artması ve yeni ilaçların geliştirilmesi gibi faktörler yer alıyor.
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, 2000 ile 2018 yılları arasında DEHB teşhisi konulan kişi sayısında önemli bir artış gözlemlenmiş. Özellikle erkek çocuklarda bu artış belirgin olsa da, yetişkinlerde de tanılarında dikkat çekici bir yükseliş yaşanmış. Örneğin, 18-29 yaşları arasındaki erkeklerin sayısı yaklaşık 20 kat artarken, reçete edilen ilaçların sayısı ise neredeyse 50 kat yükselmiş.
Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde DEHB tanılarında erkeklere oran kadınlara göre yaklaşık 4:1 iken, yetişkinlerde bu oranın neredeyse 1:1’e yaklaştığı görülmüş. Bu durumun, geçmişte yeterince teşhis edilmeyen kadınlar ve yetişkinler gibi grupların daha iyi fark edilmesiyle ilgili olduğu düşünülüyor.
DEHB tanılarındaki artışın paralelinde, ilaç reçetelerinde de önemli bir yükseliş yaşanmış. İngiltere’de 2021-22 yılları arasında yetişkinlerde DEHB tedavisinde kullanılan uyarıcı ilaçların reçete edilme oranı %32 artarken, çocuklarda bu oran %12 olarak gerçekleşmiş. Bu durum, ilk kez çocuklara göre daha fazla yetişkine bu tür ilaçların reçete edildiği bir döneme işaret ediyor.
Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’daki 13 farklı ülkeden oluşan geniş kapsamlı bir araştırmada da DEHB ilaçlarının kullanımının arttığı tespit edilmiş. Bu durum, artışın sadece belirli bölgelerle sınırlı olmadığına işaret ediyor.
DEHB tanılarındaki ve tedavi reçetelerindeki bu hızlı artışın nedenleri arasında kamuoyu bilincinin yükselmesi, doktorların konuya olan hassasiyetinin artması ve yeni ilaçların geliştirilmesi gibi faktörler yer alıyor. Ayrıca, geçmişte yeterince teşhis edilmeyen kadınlar ve yetişkinler gibi grupların daha iyi fark edilmesi de bu artışta etkili olabilir.
Ancak, bu durumun altında yatan nedenlerin sadece bunlar olmadığına dair tartışmalar da mevcut. Bazı uzmanlar, DEHB’nin aşırı teşhis edilip edilmediği ve tedavi yöntemlerinin uygunluğu konusunda sorular yöneltiyor. Diğer yandan, bazı araştırmacılar ise aşırı tanı konulmasıyla ilgili bir kanıt bulunmadığını savunuyor.
Uzmanlar, bu karmaşık tabloyu anlamak için kültürel, ekonomik, sosyal ve teknolojik faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Bu faktörlerin, hem tanı oranlarını hem de tedavi seçimlerini etkileyebileceği belirtiliyor.
DEHB’nin artık sadece çocuklara özgü bir rahatsızlık olmadığı, yaşam boyu süren bir nörogelişimsel bozukluk olduğu giderek daha fazla kabul ediliyor. Bu durumun getirdiği en büyük zorluklardan biri, sınırlı sağlık kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi ve gerçekte bu duruma ihtiyaç duyan kişilerin zamanında desteklenmesi.
İngiltere’de DEHB tanısı almanın ortalama bekleme süresi 2 ila 15 yıl arasında değişiyor. Bu durum, tanı oranlarındaki artışın sağlık sistemleri üzerinde önemli bir yük oluşturabileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu sorunun çözümü için beyin aktivitelerinde DEHB’ye özgü biyobelirteçlerin bulunmasının önemini vurguluyor. Böylece, tanılar daha doğru konulabilir ve ihtiyaç duyan kişilerin zamanında desteklenmesi sağlanabilir.
Bu makale, platformundan izin alınarak Creative Commons lisansı altında yeniden yayımlanmıştır. Orijinal makaleye adresinden ulaşabilirsiniz.