
Yeni bir araştırma, popüler kilo verme ve diyabet ilaçlarının kullanımının, nadir görülen ancak ciddi bir göz hastalığı riskini artırabileceğini gösteriyor. Dergide yayınlanan çalışma, semaglutid kullanan kişilerde ani görme kaybı oranının diğer tedavilere göre daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, bu hızla büyüyen ilaç sınıfıyla ilişkili potansiyel yan etkiler hakkında ayrıntılı bir bakış açısı sunuyor.
Nonarteritik anterior iskemik optik nöropati (NAION), optik sinire yeterli kan akışı olmadığında ortaya çıkar. Bu hayati sinir, gözü beyne bağlar ve yetersiz kan akışı dokunun şişmesine neden olur. Şişme, genellikle tek gözde ani ve ağrısız görme kaybına yol açar. Bu durum sıklıkla kalıcı görsel hasara neden olarak, yaşlı yetişkinlerde akut optik sinir hasarının en önemli nedeni haline gelir.
NAION için risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve uyku apnesi bulunur. Ayrıca, gözün arka kısmında “kalabalık” bir optik sinir başı gibi belirli anatomik özellikler de bireyin savunmasızlığını artırabilir. Metabolik hastalıklarla ilişkili risk faktörlerinin örtüşmesi nedeniyle, hastalardaki nöropatinin gerçek nedenini belirlemek genellikle zordur.
Semaglutid gibi ilaçlar, glukagon benzeri peptit-1 reseptörü agonistleri (GLP-1 RA) sınıfına aittir. Bu ilaçlar, doğal olarak vücutta bulunan bir hormonu taklit ederek mide boşalmasını yavaşlatır ve iştahı azaltır. Ayrıca, pankreasın insülin salgılanmasına yardımcı olur, böylece kan şekerini kontrol altında tutar. Doktorlar, tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde yaygın olarak bu ilaçları reçete etmektedir.
Milyonlarca hasta dünya çapında bu ilaçları kullanmaktadır, bu nedenle nadir görülen yan etkilerin tanımlanması bir halk sağlığı önceliğidir. Bu ilaçların göz sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen önceki çalışmalar çelişkili sonuçlar vermiştir. Bazı araştırmalar, semaglutidin optik nöropati riskini artırdığını gösterirken, diğerleri herhangi bir ilişki bulamamış veya hatta koruyucu bir etki olduğunu öne sürmüştür.
Mevcut verileri birleştirmek ve bu çelişkileri gidermek için, araştırmacı ekibi kapsamlı bir meta-analiz gerçekleştirdi. Bu çalışmanın lideri Thanansayan Dhivagaran, Fahad Butt ve Luckshann Arunasalam (University of Western Ontario) ile Edward Margolin ve diğerleri (University of Toronto) işbirliği yaptı.
Araştırmacılar, 2025 yılına kadar yayınlanan göz hastalıkları ile ilgili tüm çalışmaları sistematik olarak taradılar. Çalışma, semaglutid kullanan hastalar ile diğer tedaviler gören hastalar arasındaki optik nöropati riskini karşılaştıran çalışmaları inceledi. Araştırma ekibi, aynı hasta verilerini birden fazla çalışmada saymamaktan kaçınmak için sıkı kriterler belirledi.
Araştırmacılar, beş ana çalışmadan elde edilen verileri bir araya getirerek 1.593.554 hastadan oluşan büyük bir örneklem oluşturdu. Bu örneklemin içinde 682.456 semaglutid kullanıcısı ve 911.098 diğer tedaviler gören hasta bulunmaktaydı. Araştırma ekibi, özellikle çok nadir görülen tıbbi olayları analiz etmek için özel bir istatistiksel model kullandı.
Analizler sonucunda, semaglutid kullanan kişilerin, diğer tedavilere göre optik nöropati geliştirme riskinin %152 daha yüksek olduğu tespit edildi. İstatistiksel modeller, gerçek riskin 1’den büyük olma olasılığının %99,9 olduğu gösterdi. Bu göreceli artışa rağmen, tüm hastalarda bu durumun görülme sıklığı çok düşüktü.
Araştırmacılar, genel insidansı hesapladıklarında, semaglutid kullanan her 100.000 kişiden 118’inde optik nöropati görüldüğü tespit edildi. Tüm ilaçlar için bu sayı ise 85/100.000 olarak belirlendi. Bu sayılar, tüm hastalarda bu ilacı kullananların çok küçük bir yüzdesini temsil etmektedir.
Daha sonra araştırmacılar, diyabet hastalarında riskin nasıl değiştiğini görmek için ayrı bir analiz yaptılar. Yaklaşık 1.59 milyon hastanın yer aldığı büyük bir grupta, semaglutid kullananların, kullanmayanlara göre optik nöropati geliştirme riskinin %141 daha yüksek . Bu gruptaki insidansta ise her 100.000 semaglutid kullanıcısından 125’inde bu durum görüldü.
Daha sonra araştırmacılar, sadece obezite için kullanılan semaglutidin riskini incelediler. Bu analizde de yaklaşık 116.613 hastanın yer aldığı bir grupta, semaglutid kullananların diğer ilaçlara göre optik nöropati geliştirme riskinin %77 daha yüksek olduğu tespit edildi. Ancak bu gruptaki istatistiksel kesinlik, diğerlerine göre daha düşüktü.
Araştırmacılar, semaglutidin SGLT2 inhibitörleri gibi başka ilaçlarla karşılaştırılmasını da yaptılar. Bu karşılaştırma sonucunda, semaglutid kullananların, SGLT2 inhibitörü kullananlara göre yaklaşık iki kat daha fazla risk taşıdığı belirlendi.
Bu ilişkinin altında yatan biyolojik mekanizma henüz tam olarak bilinmemektedir. Bir teoriye göre, bu ilaçların kan basıncını düşürme etkisi, optik sinire yeterli kan akışını engelleyebilir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bu ilaçların vücuttaki sodyum emilimi ve kan basıncı düzenlemesi ile ilgili sistemlerle etkileşime girdiğini göstermektedir.
Hızlı kilo kaybı yaşayan hastalar, mevcut tansiyon ilaçlarının dozlarını ayarlamaları gerekebilir. Bu ayarlamaların yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek düşük tansiyon, optik siniri hasara karşı savunmasız hale getirebilir.
Bu meta-analiz sadece gözlemsel verilere dayanmaktadır, bu nedenle semaglutidin doğrudan optik nöropatiye neden olduğunu kanıtlayamaz. Semaglutid kullanan hastaların genellikle daha şiddetli veya kontrolsüz metabolik hastalıklara sahip olma olasılığı daha yüksektir. İleri düzeyde diyabet ve obezite de kendi başlarına vasküler hasar ve sinir sorunları için önemli risk faktörleridir.
Araştırmacılar ayrıca, semaglutidin vücuttaki etkilerini göstermesi biraz zaman alabileceğini belirtmişlerdir. Bu nedenle, hastaların ilaca başladıktan kısa bir süre sonra yaşadığı görme değişiklikleri, önceden var olan vasküler risklerden kaynaklanabilir.
Sonuç olarak, sağlık profesyonelleri bu nadir riski, ilaçların sağladığı faydalarla karşılaştırmalı olarak değerlendirmelidir. Büyük klinik çalışmalar, bu ilaçların kardiyovasküler ölüm, kalp krizi ve felç riskini azalttığını göstermiştir. Ayrıca, bu ilaçlar diyabetik retinopati ve glokom gibi diğer göz hastalıklarına karşı da koruma sağlayabilir.
Gelecekteki araştırmalar, hastaların uzun vadeli görsel sonuçlarını takip etmeli ve mevcut vasküler risk faktörlerini dikkate alarak yapılmalıdır. Prospektif çalışmalar, ilaçlar ile optik sinirdeki kan akışı değişiklikleri arasındaki biyolojik mekanizmaları daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Bu çalışma, “Glukagon Benzeri Peptit-1 Reseptörü Agonistleri ve Nonarteritik Anterior İskemik Optik Nöropati Riski: Sistematik Derleme ve Meta-Analiz” başlığıyla Thanansayan Dhivagaran, Fahad Butt, Luckshann Arunasalam, Isabel Bae, David Mikhail, Brendan K. Tao, Jim Shenchu Xie, Michael Balas, Marko Popovic ve Edward Margolin tarafından yazılmıştır.