Amerikan Illinois Üniversitesi Chicago kampüsünde yürütülen yeni bir araştırma, tip 1 diyabet hastalarında kan şekerini denetlemekte zaman kısıtlı beslenme adı verilen yöntemle fayda sağlanabileceğine dair ilk bilimsel bulguları ortaya koydu. Kinesiyoloji ve beslenme profesörü Krista Varady’nin öncülüğünde gerçekleştirilen çalışma, katılımcılar arasında ortalama %0,5 düşüş kaydeden HbA1c değerleriyle umut verici sonuçlar gösterdi; ancak araştırmacılar bu bulguların henüz ilk adım olduğunu ve tıbbi gözetim olmadan uygulanmamasını vurguladı.
Zaman Kısıtlı Beslenmenin Tip 1 Diyabette İlk Kez İncelenmesi
Kronik bir rahatsızlık olan tip 1 diyabet, vücudun insülin adı verilen ve kanındaki glikozu hücrelere taşımaya yarayan hormondan çok az ya da hiç üretmemesiyle ortaya çıkar. Bu durum Amerika’daki nüfusun %1’den azını etkilerken, obezite sınıflandırmasına da sahip diyabet hastalarının oranı toplam nüfusun yaklaşık %0,5’ine denk geliyor. Varady, çalışma için bu iki özelliği taşıyan yetişkinleri Chicago bölgesinden topladı ve onları altı ay boyunca üç farklı gruba rastgele dağıttı.
Bir grup, saat 12.00 ile akşam 20.00 arasında yeme yapmayı içeren zaman kısıtlı bir beslenme düzenine uydu; kalori saymadan bu pencere içinde beslenmeye devam etti. İkinci grup günlük alımını %25 oranında azaltırken, kontrol grubu alışkanlıklarına herhangi bir değişiklik uygulamadan çalışmaya katıldı.

Kan Şekerinde Görülen İyileşme
Altı aylık sürecin ardından zaman kısıtlı beslenen grup, kalori azaltma grubuna göre daha iyi kan şekerine sahip çıktı. Önceki birkaç ayın ortalamasını yansıtan HbA1c testi, bu grupta ortalama %0,5 geriledi. Araştırmacılar ayrıca katılımcılarda tehlikeli derecede yüksek ya da düşük şeker seviyesi riskinde artış gözlemlemediler.
Zaman kısıtlı beslenme yaklaşımı, insülinin yetersiz kaldığında hayati boyuta ulaşabileceği diyabetik ketoasidoz riskini de yükseltmedi. Varady, “Bu, zaman kısıtlı beslenmenin tip 1 diyabet hastaları için kan şekerini denetlemede güvenli ve potansiyel olarak etkili bir yöntem olabileceğini gösteren ilk adımdır” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar Uyarıda Bulunuyor
Başlangıç bulguları ne kadar umut verici olsa da Varady, çalışmanın yalnızca ilk bir adım olduğunu ve tip 1 diyabet hastalarının beslenme alışkanlıklarını değiştirmek için bunu tıbbi yönlendirme gerekçe göstermemesi gerektiğini vurguladı. “Elbette bu sadece ilk adımdır” diyen araştırmacı, beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapan herkesin—özellikle de diyabet hastalarının—uygulayabilecekleri bir çözüm bulmak için endokrinolojistleriyle ya da sağlık hizmeti sağlayıcılarıyla yakın çalışması gerektiğini belirtti.
Varady, bulguların daha geniş bir nüfusta geçerliliğini test etmek amacıyla birkaç araştırma merkezinde kapsamlı çalışmalar yürütmeyi umuyor. Çalışmanın diğer Illinois Üniversitesi yazarları arasında Mary-Claire Runchey, Sarah Corapi, Vasiliki Pavlou, Sofia Cienfuegos, Shuhao Lin, Mark Ezpeleta, Kelsey Gabel, Lisa Tussing-Humphreys, Vanessa M. Oddo, Julienne Sanchez, Terry Unterman ve Sirimon Reutrakul yer alıyor.
KLİNİK OKUR YORUMLARI (1)