
Christie Ballantyne, MD, SHASTA-3 ve SHASTA-4 klinik çalışmalarından elde edilen sonuçları değerlendirerek, plozasiran adlı RNA paraziti terapötiklerinin şiddetli hipertrigliseridemi tedavisindeki rolünü ve pankreatit riskini azaltmadaki etkinliğini HCPLive ile paylaştı. Bu yeni tedavi yaklaşımı, özellikle yüksek riskli hastalarda umut vadediyor.
Plozasiran, apolipoprotein C-III‘ü hedef alan bir RNA paraziti terapötik olup, 3. fazlı SHASTA-3 ve SHASTA-4 çalışmalarında, şiddetli hipertrigliseridemisi olan hastalarda trigliserid seviyelerini yaklaşık %80 oranında azalttı.¹ Christie Ballantyne, MD, Baylor College of Medicine’den bu sonuçların pratikte ne anlama geldiğini HCPLive’a aktardı.
Ballantyne, SHASTA-3 ve SHASTA-4 çalışmalarına dahil olan hastaların çoğunun mevcut tedavilere rağmen sürekli yüksek trigliserid seviyelerine sahip olduğunu belirtti: “Bu hastalar, zaten tedavi görmüş olmalarına rağmen hala çok yüksek trigliserid seviyelerine sahiptiler. Çoğu kişi iki veya daha fazla ilaç kullanıyordu.” Ayrıca, katılımcıların yaklaşık üçte biri başlangıçta 880 mg/dL’nin (10 mmol/L) üzerinde trigliserid seviyesine sahipken, ortalama olarak 650 mg/dL civarındaydı. “Trigliseridleri düşürmek harika olsa da, asıl sorun pankreatit riskidir,” diye vurguladı Ballantyne.
Çalışma sonuçlarına göre, plozasiran tedavisiyle trigliserid seviyelerinde 12. ayda %79’luk (SHASTA-3) ve %81’lik (SHASTA-4) bir azalma sağlandı. Plasebo grubunda ise yaklaşık %27’lik bir azalma görüldü. Çalışmalarda, plozasiran kullanan hastalarda pankreatit olayları %78 oranında azaldı. Özellikle trigliserid seviyesi 880 mg/dL’nin üzerinde olan hastalar arasında bu azalma oranı %100’e ulaştı.¹
Ballantyne, çalışmanın en dikkat çekici bulgularının “tedavi edilmesi gereken hasta sayısı” (NNT) verileri olduğunu belirtti. Özellikle pankreatit öyküsü olan ve 500 mg/dL ile 880 mg/dL arasında trigliserid seviyelerine sahip hastalar için bile, tedavinin önemli faydalar sağladığını vurguladı.
Ballantyne, daha önce aynı yolu hedefleyen bir antisense oligonükleotid çalışmasının da benzer sonuçlar verdiğini belirtti. Bu durum, plozasiran’ın etkinliği konusunda ek güvence sağlıyor. Özellikle pankreatit öyküsü olan ve sürekli yüksek trigliserid seviyelerine sahip hastalar için bu tedavi yaklaşımı önemli bir umut vadediyor.
Ballantyne, şiddetli hipertrigliseridemisi olan hastalarda tedavinin uzun süreli etkilerinin önemini vurguladı. Özellikle haftasonu gibi dönemlerdeki yaşam tarzı değişikliklerinin trigliserid seviyelerini hızla yükseltebileceğini belirterek, aylarca süren bir tedavinin bu tür dalgalanmalara karşı daha iyi koruma sağladığını ifade etti. Ayrıca, arka plan ilaçlarına (fibratlar ve omega-3 ajanları gibi) devam etmenin önemini de vurguladı.
Ballantyne, plasebo grubunda görülen trigliserid azalmasının (%27), çalışmaya katılımın getirdiği farkındalık ve yaşam tarzı değişikliklerinin bir sonucu olabileceğini belirtti. Bu durum, hastaların daha sağlıklı alışkanlıklar edinmelerine ve trigliserid seviyelerinin düşmesine yardımcı olabilir. Ancak, plozasiran’ın uzun süreli etkileri sayesinde, tedavinin kesintiye uğraması durumunda bile faydalarının devam ettiğini vurguladı.
Ballantyne, plozasiran’ın özellikle pankreatit öyküsü olan ve sürekli yüksek trigliserid seviyelerine sahip hastalarda standart tedavi yaklaşımlarını değiştirdiğini belirtti. Bu yeni tedavi yaklaşımı, hipertrigliseridemisi olan hastalar için önemli bir umut vadediyor.