Türkçe Başlık
Erken menopoz, daha hızlı hafıza kaybı ve erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı ile ilişkili
Türkçe İçerik
Yeni araştırmalar, erken yaşta menopoza giren kadınların, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha hızlı bir şekilde hafıza kaybı yaşadıklarını ve Alzheimer hastalığı geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
‘da yayınlanan araştırma ayrıca, erken menopozun beyinde yapısal değişikliklere yol açtığını da ortaya koyuyor. Bu bulgular, bir kadının menstrüasyon görmeyi bıraktığı yaşın, uzun vadeli nörolojik sağlığının önemli bir göstergesi olabileceğini düşündürüyor.
Menopoz, bir kadının adet döngüsünün sona erdiği ve yumurtalıklarının düzenli olarak östrojen üretmeyi durdurduğu önemli bir biyolojik dönüm noktasıdır. Östrojen kaybının beyin sağlığı üzerinde etkileri olduğu düşünülmektedir, çünkü bu hormon beyin hücrelerinin fonksiyonunu desteklemeye, sağlıklı kan damarlarını korumaya ve iltihaplanmaya karşı savunma sağlamaya yardımcı olur. Alzheimer hastalığı, hafızayı ve düşünme becerilerini yavaş yavaş yok eden ilerleyici bir beyin bozukluğudur. Kadınların, erkeklere göre daha yüksek ömür beklentisi nedeniyle, Alzheimer hastalığı riski de daha yüksektir.
2014 yılında yapılan bir
, yumurtalıkları cerrahi olarak erken yaşta alınan kadınların, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha hızlı bilişsel gerileme ve Alzheimer ile ilişkili beyin değişiklikleri yaşadığı bulunmuştur. Bu fikri destekler şekilde, 2012 yılında yapılan bir
, tek veya her iki yumurtalığın cerrahi olarak alınmasının demans riskini artırdığı gösterilmiştir. Bu riskler, beyindeki fiziksel değişikliklerle de paraleldir; 2023 yılında yayınlanan bir
, menopozun beyin bölgelerindeki hacim kaybı ile ilişkili olduğu belirtilmiştir.
Bu durum, daha önce PsyPost’ta yer alan
uyumludur; bu araştırmada, postmenopoz dönemindeki kadınların, premenopoz dönemindeki kadınlara göre beyin bölgelerinde daha düşük gri madde hacmine sahip olduğu gösterilmiştir. Gri madde, bilgi işleme süreçlerinde önemli rol oynayan nöron hücreleri ve sinapslardan oluşan beyin dokusudur.
Bu temellere dayanarak, UCSF MS ve Nöroinflamasyon Merkezi’nden klinik nöroloji profesörü Riley Bove liderliğindeki bir araştırma ekibi, doğal veya cerrahi menopoz geçiren kadınlarda beyin hacmindeki değişiklikleri ve Alzheimer hastalığının ilerlemesini uzun vadeli olarak takip etmeyi amaçlamıştır. Amaçları, bir kadının menopoza hangi yaşta girdiği durumun, beyin yapısı üzerindeki etkilerini anlamaktı.
Araştırmanın kökenleri, araştırmacılar için kişisel bir bağa sahipti. UCSF Weill Nörobilim Enstitüsü’ndeki Bove Laboratuvarı’nın yöneticisi olan Bove, “Annem hayatı boyunca çeşitli zorluklarla karşılaştı ve erken yaşta cerrahi menopoz geçirdi. Lise çağımda Alzheimer hastalığı geliştirmişti. Beyninin ve kişiliğinin nasıl değiştiğini görmek beni derinden etkiledi ve bu durumun beyin sağlığı üzerindeki etkileri hakkında merak uyandırdı” şeklinde açıklamada bulundu.
Araştırmacılar, iki uzun süreli projeye katılan 2603 yaşlı kadının verilerini analiz ettiler: Religious Orders Study ve Rush Memory and Aging Project. Kadınlar, çalışmaya ortalama 78 yaşında katıldılar ve o dönemde demans tanısı almamışlardı. Araştırmacılar, katılımcıları 18 yıla kadar düzenli olarak takip ederek, hafıza ve düşünme hızı gibi becerileri ölçen bilişsel testler uyguladılar.
Ek olarak, araştırmacılar, ölen 1287 kadının beyin otopsisini gerçekleştirdiler ve patologlar, Alzheimer hastalığının fiziksel belirtilerini araştırdılar. Ayrıca, 774 kadına manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile düzenli olarak beyin taraması yapıldı. Bu taramalar, beyin hacmindeki değişiklikleri ölçmek ve beyaz madde hiperintensitelerinin birikimini takip etmek için kullanıldı. Beyaz madde hiperintensitesi, beynin iletişim ağını oluşturan bölgelerdeki hasarı veya yaralanmayı gösteren MRI görüntülerinde parlak alanlardır.
Araştırmanın bulguları, erken menopozun genel bilişsel yeteneklerde daha hızlı bir düşüşe, özellikle de episodik hafızada (geçmiş olayları hatırlama becerisi) daha hızlı bir düşüşe ve Alzheimer hastalığının daha erken yaşta teşhis edilmesine yol açtığını göstermiştir. Örneğin, araştırmalar, menopozu diğer kadınlardan 10 yıl önce yaşayan bir kadının, Alzheimer hastalığına yakalanmadan geçireceği yılların sayısının yaklaşık 2 yıl daha az olabileceğini tahmin etmiştir.
Araştırmacılar, verileri doğal ve cerrahi menopoz türüne göre ayırdıklarında, bilişsel gerileme ve erken Alzheimer teşhisi riskinin, yumurtalıkları alınan kadınlarda daha yüksek olduğunu tespit ettiler. Cerrahi menopoz, hormon seviyelerinde ani bir düşüşe neden olduğu için, doğal menopozun yavaş hormon kaybına kıyasla farklı bir süreçtir.
Bove, “Daha önce menopoz geçirmiş olanların, zaman içinde daha hızlı bilişsel değişiklikler gösterdiğini, Alzheimer hastalığının daha erken başladığını ve beyinlerinin beyaz maddesinde daha fazla hasar olduğunu tespit ettik” şeklinde açıklama yapmıştır. Bu durum, kadınların üreme yaşı boyunca yeterli hormon seviyelerine sahip olmanın, uzun vadeli beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir.
Araştırmacılar, özellikle kadınların son adet dönemlerini ve menopozu hatırlamalarının bazen hatalı olabileceği gerçeğini göz önünde bulundurarak, bu bulguların ortalama değerler olduğunu vurgulamışlardır. Ayrıca, perimenopoz olarak bilinen, hormon seviyelerinin değişkenlik gösterdiği dönemin, beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiğini belirtmişlerdir.
Maria Pia Campagna, UCSF’deki Chancellor’s Postdoctoral Fellow ve çalışmanın baş yazarı, bu bulguların büyük bir kadın grubu üzerinde elde edilen ortalama değerler olduğunu ve herhangi bir birey için kesin bir tahmin olmadığını vurgulamıştır. Ayrıca, perimenopoz dönemindeki hormon seviyelerindeki değişikliklerin, beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
Çalışma, “Yaş at Menopoz ve Beyin Atrofisi, Yaşlı Kadınlarda” başlığıyla JAMA Network Open’da yayınlanmıştır.