Pediatrik Kardiyojenik Şok: Tanı, Yönetim ve Yeni Yaklaşımlar

Yetişkin hastalarda kapsamlı çalışmalar yapılmasına rağmen, pediatri hastalarındaki kardiyojenik şoka dair hala çok az kanıt bulunmaktadır. Amerikan Kalp Derneği’nin 2026 tarihli bir bilimsel raporunda yayınlanan bir araştırmaya göre, kardiyojenik şok yaklaşık %26’lık bir oranla pediatrik hastaneye yatışların nedenlerinden biri olup, bu durum çocuklarda ölüm riskini artırmaktadır.

Bu sorunu ele almak amacıyla, Texas Çocuk Hastanesi’nde pediatrik kardiyolog ve kalp yoğun bakım uzmanı olan Kriti Puri ve meslektaşları, pediatri hastalarındaki bu yetersiz temsil edilen durumun her aşamasında tedavi süreçlerine dair öneriler sunarak, hastalığın tanımını yeniden tanımlamayı amaçlamışlardır.

“Bu raporda önerdiğimiz tanı, aslında klinik uzmanların kalbi düşünmelerini teşvik ediyor, özellikle de bilinen kalp rahatsızlığı olmayan ve şok belirtileri gösteren hastalarda,” diyor Puri. “Eğer kalp yetmezliği şüphesi varsa ve dolaşım bozukluğu belirtileri görülüyorsa, klinik uzmanlar bu durumu kardiyojenik şok olarak değerlendirmeli ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamalıdır.”

Puri ve meslektaşları, pediatrik kardiyojenik şokla ilgili mevcut sınırlı literatürü inceleyerek, elde edilen verileri güncel bir dokümana dönüştürmüşlerdir. Araştırma ekibi, bu literatürün genellikle küçük örneklem büyüklükleri ve seçim yanlılığı gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtmiştir. Daha büyük kohort çalışmaları genellikle ADHF (Akut Dekompansasyonlu Kalp Yetmezliği) hastalarını incelemiş olup, bu çalışmalar erken veya başlangıç aşamasındaki kardiyojenik şok ile daha şiddetli vakalar arasında ayrım yapmayabilir, bu da invaziv dolaşım veya solunum desteği ihtiyacını artırabilir.

Kardiyojenik Şok Taraması

Mevcut verilerden yola çıkarak, Puri ve meslektaşları, yetişkinler için SCAI (Society of Cardiovascular Angiography and Imaging) tarafından geliştirilen sınıflandırma sistemine benzer bir sistem oluşturmuşlardır. Bu sistemde, bilinen veya şüphelenilen kalp yetmezliği olan hastalar riskli olarak kabul edilirken, normal değerlerden farklı vital bulgulara sahip ve semptomlar gösteren hastalar başlangıç aşamasındaki kardiyojenik şok olarak sınıflandırılır. Dolaşım bozukluğu belirtileri gösteren hastalar klasik kardiyojenik şok grubuna girerken, tedaviye rağmen durumu kötüleşen hastalar ise “deteriorating” (kötüleşen) kardiyojenik şok kategorisine alınır. Resüsitasyona ihtiyaç duyan ve dolaşım kollapsı yaşayan hastalar ise en ciddi kategori olan “stage E” olarak değerlendirilir.

Tanı ve İzleme

Puri ve meslektaşları, kardiyojenik şok için bir tanı süreci de belirlemişlerdir. Bu süreçte, fiziksel muayene ile konjesyon veya düşük kalp atış hızı gibi belirtiler aranır. Ayrıca, hızlıca durum hakkında fikir edinmek için akciğer röntgenleri ve elektrokardiyogram (EKG) çekilmesi önerilir. Durumun değerlendirilmesinde, mümkünse yakın infared spektroskopisi (NIRS), bölgesel kapiller-venöz hemoglobin doygunluk oranlarını değerlendirmek için kullanılabilir.

İzleme açısından, Puri ve meslektaşları, kalp atış hızını, doku perfüzyonunu ve arteriyel oksijen içeriğini izlemek için santral venöz kateterizasyon ve arteriyel kateter yerleştirilmesi önerir. Ayrıca, santral venöz oksijen doygunluğu ölçümü ve NIRS de önerilmektedir.

Yazarlar, pediatrik kardiyojenik şok yönetiminin, periferik dokulara yeterli oksijen sağlamayı amaçlayan hemodinamik optimizasyona odaklanması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, tedavinin genellikle acil serviste veya başka bir kalp yoğun bakım ünitesi dışında başladığını belirterek, terapinin öncelikle hastanın daha üst düzey bir tedavi merkezine transfer edilmesini kolaylaştırmaya yönelik olması gerektiğini belirtmektedirler.

Sonuç olarak, bu raporun derinliği ve özgünlüğü ile dikkat çekmesine rağmen, Puri ve meslektaşları, bu önerilerin daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizmektedirler. Kardiyojenik şok için biyobelirteçlerin bulunması, farklı fenotiplerin belirlenmesi ve müdahalelerin optimize edilmesi, bu ön raporun iyileştirilmesi için önemli adımlardır.

“Önerilen tanı ve sınıflandırma sistemi yeni olmasına rağmen, daha fazla iyileştirmeye açık olduğunu kabul ediyoruz,” diyor Puri. “Pediatrik kardiyojenik şokun gerçek fenotiplerine, inflamasyonun etkilerine ve sosyoekonomik belirleyicilerin sağlık üzerindeki risk faktörü olarak etkisine dair hala çok fazla veriye ihtiyaç duyulmaktadır.”

Editör Notu: Puri, ilgili herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemiştir.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et